14 Temmuz 2014 Pazartesi

100 Soruda kısa tarih özet Kpss 2014

1- İkinci Dünya Savaşı; kaç tarihinde, hangi ülkenin saldırısı ile başlamıştır? 1 Eylül 1939 günü Almanya'nın Polonya'ya saldırısıyla İkinci Dünya Savaşı başlamıştır.
2- Japonya’nın diğer devletler tarafından istila edilememesinin sebepleri nelerdir? a) Japonya, adalar topluluğu şeklindeydi. Dağlık ve verimsiz toprakları vardı. (Toprak bütünlüğünün olmayışı) b) Stratejik bir özelliği de yoktu.
3- Japonya’nın modernleşmeye ve gelişmeye başladığı döneme ne ad verilir? Meiji Resterasyonu
4- Meiji restorasyonu hangi ülkede, kim tarafından gerçekleştirilmiştir? Japonya’da İmparator Mutsuhito tarafından gerçekleştirilmiştir.
5- 19. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin hangi bölgeleri, hangi devletler tarafından sömürgeleştirilmeye çalışılmıştır? a) Boğazlar üzerinde İngiliz-Rus mücadelesi, b) Balkanlar üzerinde Avusturya-Rusya mücadelesi, c) Mısır üzerinde İngiliz-Fransız mücadelesi, d) Osmanlı Devleti’nin Orta Doğu topraklarında İngiliz-Alman mücadelesi.
6- Amerika’nın kendi içine kapanarak Avrupa’dan kendisini dışlama politikasına (yalnızcılığa dayalı dış politika stratejisi) ne ad verilir? Monrea Doktrini
7- 1925 Yılında ABD, İngiltere, Almanya, Japonya, Çekoslovakya ve Belçika gibi devletlerarasında oluşturulan birliğe ne ad verilir? Locarno Paktı
8- Locarno Antlaşması; hangi devletlerarasında, kaç yılında imzalanmıştır? Fransa, Almanya, Belçika, Yugoslavya, Polonya ve İngiltere. (1 Aralık 1925)
9- Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam)nin kuruluş amacı nedir? Uluslar arasında işbirliği geliştirmek ve uluslararası barışı ve güvenliği sağlamak için, savaşa başvurmamak, gizlilikten uzak, adaletli ve onurlu uluslararası ilişkiler sürdürmek; Hükümetlerce, bundan böyle eylemsel davranış kuralı kabul edilen uluslararası hukuk kurallarına kesinlikle uymak; Örgütlenmiş halkların karşılıklı ilişkilerinde adaleti korumak ve antlaşmalardan doğan bütün yükümlülüklere titizlikle saygı göstermektir.
10- Milletler Cemiyeti’nin başarısız olma sebepleri nelerdir? 1. Cemiyetin bünyesinde savaşı önleyici tedbirlerde boşluklar mevcuttu ve yaptırımlar yetersizdi. 2. Sözleşmenin 10. maddesi mütecavizi tayin etmediğinden, bu madde barışı korumada yetersiz kalıyordu. 3. Önemli konularda oy birliği prensibinin uygulanması, politik ve hukuki sorunların çözümünü engelliyordu. 4. Barışı koruyacak ve devamlı kılacak uluslararası zihniyet yetersiz ve noksandı. Habeşistan olayı, 1937 Japon taarruzu ve 1 Eylül 1939 tarihinde Alman ordularının Polonya'ya taarruzu ile başlayan II. Dünya Savaşı, Milletler Cemiyeti'ni etkisiz duruma getiren gelişmeler arasında sayılabilir. 5. Paris Barış Konferansı'nda hazırlanan antlaşmaların bir parçası olması 6. Amerika Birleşik Devletleri'nin Milletler Cemiyetinden ayrılması, önemli bir uluslararası gücün yitirilmesine ve cemiyetin etkinliğini kaybetmesine nedenoldu. 7. Bir yandan insan haklarını korumaya çalışıp diğer yandan kolonileşme ve manda sisteminin garantisi durumunda olması çelişki yaratıyordu.
11- Kliring Sistemi ne anlama gelmektedir? Dış ticarette, iki ülke arasında yapılan alışverişin karşılıklı olarak döviz kullanılmadan malla ödenmesi (takas) yani Malı alanın malını satın alma anlamına gelmektedir.
12- Sevr Antlaşmasının önemi nedir? Bu antlaşma ile Osmanlı Devleti fiilen sona erdi ancak Kurtuluş Savaşı başlamıştı. Bu sebeple Sevr Antlaşması ölü doğmuş olarak kabul edilir.
13- Versay Antlaşmasının önemi nedir? Almanya bu antlaşma ile büyük ölçüde toprak kaybetti ve bütün deniz aşırı sömürgeleri elinden çıktı. Ayrıca antlaşma Almanya’ya büyük ekonomik yükümlülük getirdi. Alman toplumunun hepsinin savaş suçlusu sayılması, antlaşma maddelerinin ağır ve halkın gururunu rencide edici olmasından dolayı, Almanya’da milliyetçilik akımları başladı. Alman milletinin Hitler’i iktidara getirerek İkinci Dünya Savaşına sebep olmuştur.
14- Almanya’nın Versay Antlaşmasına göre İtilaf devletlerine ödeyeceği savaş tazminatına hangi isim verilmiştir? Tamirat Borçları
15- Büyük Dünya Bunalımı; kaç yılında, hangi ülkede ortaya çıkmıştır? 24 Ekim 1929 Perşembe günü Amerika’da ortaya çıkmıştır.
16- “Kara Perşembe’’ neye denir? ABD’de; 24 Ekim 1929’da başlayan, daha sonra bütün dünyayı etkileyen ve daha yıllarca sarsacak olan dünya ekonomik krizinin adının konduğu güne denir.
17- Amerika’da başlayan 1929 dünya ekonomik krizinin nedenleri nelerdir? a) ABD’deki şirketlerin Amerikan ekonomisi içindeki yüksek seviyede ağırlıkta olması b) ABD’deki bankaların kötü yapılanmış olmaları c) Başkan Hoover yönetiminin ekonomi alanındaki tecrübesizliği d) ABD’in o dönemde dünya üzerinde net kreditör (kredi veren devlet) olmasıydı.
18- 1929 Dünya Ekonomik Krizi’ne karşı Türkiye hangi önlemleri almıştır? Kliring ve takas sistemi (Malı alanın malını satın alma) ilkesini uyguladı. İthalat ihracata bağlandığından ihracat teşvik edilmiş oldu. Türkiye ile ticaret ve ödeme antlaşması yapan ülkelerden ithalata öncelik tanıdı. İhraç mallarında kalite kontrolüne gidildi.
19- Dünya ekonomik krizinin Türkiye’ye etkileri hangi yollardan olmuştur? a) 1929 Dünya Ekonomik Buhranı’nın Almanya üzerindeki etkileri b) Bütçe açığını kapatmak için vergi yükünün artırılması c) Versay Antlaşması’nın yüklediği Tamirat Borçları d) Bazı sanayicilerin Komünist düşmanlığı dolayısıyla Nazi Partisi’ne önemli para yardımı yapmaları.
20- Almanya’daki Nazi Partisi (Nasyonal Sosyalist Partisi) hangi sebeplerden dolayı iktidar olmuştur? a) 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı’nın Almanya üzerindeki etkisi b) Ekonomiyi düzeltmek için vergilerin artırılması c) Versay Antlaşması’nın haksız maddeler içermesi (Tamirat Borçları) d) Sanayicilerin Komünist düşmanlığı dolayısıyla Nazi Partisi’ne para yardımı yapmaları.
21- İngiltere’nin XX. yüzyıl başlarında Orta Doğu ve Osmanlı Devleti ile ilgili politikasının esasları nelerdir? a) Osmanlı Devleti’ni parçalamak, b) Padişah-Halifenin kuvvet ve nüfuzunu, dinî etkilerini gidermek suretiyle, İslam Birliği düşüncesini değerden düşürmek, c) Arap memleketlerine hakim olarak, Mısır ve Hindistan’ın güvenliğini sağlamak, d) Hilafeti, İngiltere’nin himayesinde kurulacak Arap birliğinin eline geçirmek, e) Doğu Akdeniz’de kuvvet bulundurmak, f) Irak petrollerine sahip olmak, g) İstanbul ve Boğazların kontrolünü ele geçirmektir.
22- Sovyetler Birliğinin İslam kurumlarını yıkmak istemesindeki iki temel sebep nedir? Sovyetlerin İslâmiyet'e yönelen saldırılarının temellerinde, hem ideolojik hem de pragmatik sebepler vardı. 1) İdeolojik açıdan: İslâmiyet’in laik, ferdiyetçi, rasyonel, sanayileşmiş, modern sosyalist hayatın ihtiyaçlarıyla uyuşamayacağını düşündüler. Bunun için de, İslamiyet'e karşı çıktılar. 2) Pragmatik olarak ise: İslamiyet, Türkistan’daki, heterojen (farklı özellikler) halkın fikren ve manen birleşmesini sağlıyordu. Müslüman liderler, sûfiler ve ulemalar Sovyet hâkimiyetine karşı, merkez teşkil edebilecek tek güç kaynağı idiler.
23- Rusya’daki Bolşevik İhtilali’nin genel sebepleri nelerdir? a) Düşünce Akımları b) Köylü Meselesi c) İşçi sorunları
24- Türkistan'ı Ruslardan kurtararak bağımsızlığa kavuşturmak hangi hareketin temel amacıdır? Basmacı Hareketi
25- Basmacı Hareketi nedir? Bolşevik Yönetimine karşı, bu günkü Orta Asya Cumhuriyetleri’nde başlayan bağımsızlık savaşlarının genel adı Basmacılık Hareketi’dir.
26- Enver Paşa’nın Basmacı Hareketindeki rolü ne olmuştur? Enver Paşa; Bakü’ye 1920’de vardığında bu hareketin içerisinde yer alır ve Ruslarla çarpışır. Fakat Ağustos 1922’de Duşanbe yakınlarındaki çarpışmada şehit olur. O’nun ölümü bu hareketi zayıflatır.
27- Basmacı hareketinin sloganı nedir? "Türkistan Türkistanlılarındır."
28- Basmacı hareketinin başarısız olmasının sebepleri nelerdir? a) Korbaşı denen liderin kendi aralarında birliktelik kuramamaları b) Mücadele sırasında araç gereç silah ve erzak yetersizliği c) Basmacıların dışarıdan yardım alamaması d) Rusların Basmacılarla mücadelesinde teknolojik silahları kullanmaları
29- Paris Barış Konferansı’nın toplanma nedeni nedir? I. Dünya Savaşı sonrası galip devletler barış antlaşmalarının taslaklarını hazırlamak ve aralarındaki problemleri çözmek için bu konferansı düzenlediler.
30- I. Dünya Savaşındaki hangi cepheler taarruz cepheleridir? a) Kafkas Cephesi (Sarıkamış) b) Kanal Cephesi (Mısır- Sina- Süveyş)
31- 1922 yılında Komünist Rusya ile Almanya arasında yapılan ve iki ülkenin yakınlaşmasına sebep olan hangi antlaşmadır? Rapollo Antlaşması
32- I. Dünya Savaşı sonunda İtilaf devletleri ile Almanya arasında hangi anlaşma imzalanmıştır? Antlaşmanın maddeleri nelerdir? Versay Anlaşması imzalanmıştır. 1- Alsas-Loren Fransa’ya verilecek. 2- Belçika yeniden bağımsız olacak. 3- Çekoslovakya, Polonya, Litvanya ve Danimarka’ya toprak verilecek. 4- Avusturya ile ittifak yapamayacak. 5- Sömürgeleri itilaf devletleri arasında paylaşılacak. 6- Almanya savaş tazminatı ödeyecek. 7- Asker sayısı sınırlandırılacak ve silah üretimi durdurulacak.
33- Hitler’in hayatını anlatan en önemli eserin adı nedir? Kavgam
34- Soğuk Savaş Dönemi hangi yılları kapsamıştır? 1945-1955
35- Doğu ve Batı blokları arasında yaşanan soğuk savaşın çözülmesine yol açan ilk olay hangisidir? SSCB lideri Stalin'in ölmesi
36- "Üçüncü" demokratlaşma dalgası hangi olayla başlamıştır? Portekiz diktatörlüğünün yıkılmasıyla
37- Roosevelt, Churchill ve Stalin'in savaş sonrası barış düzeninin korunması için bir uluslararası teşkilat kurulması fikrini hangi konferansta kabul etmişlerdir? Tahran Konferansı
38- İkinci Dünya Savaşı'nı başlatan olay hangisidir? Almanya'nın Polonya'ya saldırmasıyla
39- İkinci Dünya Savaşı hangi tarihte başlamış ve ne zaman bitmiştir? 1 Eylül 1939, Almanya’nın Polonya’ya saldırmasıyla II. Dünya Savaşı başladı. 2 Eylül 1945, ABD Başkanı Truman zafer ilan etti ve İkinci Dünya Savaşı sona erdi.
40- İkinci Dünya Savaşında hangi cepheler açılmıştır? Kısaca bilgi veriniz. a) Batı Cephesi: Almanlar bu cephede Benelux (Belçika, Hollanda ve Lüksemburg) ve Fransa’yı işgal etmiştir. Britanya savaşında ise İngiliz Kraliyet ordusunu geçememiş ve de bu savaşta başarılı olamamıştır. b) Kuzey Afrika Cephesi: İtalyanlar Almanların safında bulunmaktaydılar ve de Afrika’da bulunan sömürgelerini genişletmek istemişlerdir. Bu yönde Tunus ve Nil Nehri yönünde ilerleme yapmışlardır. c) Balkan Cephesi: Marita ve Merkür harekâtları ile Yunanistan’a saldırılmıştır. d) Doğu Cephesi: Batıdan gelebilecek tüm tehditleri ortadan kaldıran Hitler, bu kez gözünü doğuya yani Sovyetlere çevirmişti. 1941 yılı başlarında başlayan bu saldırılar başta Sovyetlere ağır kayıplar verdirerek geri çekilmelerine etki olmuştur; fakat zorlu kışın gelmesi Almanların ilerleyişini yavaşlatıp durdurmuştur. Stalingrad Savaşı ile de 1942′de Ruslar, Karadeniz ve Kafkasya’daki kaynakları hedefleyen Alman ordularını durdurmuşlar ve geri çekilmeye zorlamışlardır. e) Asya-Pasifik Cephesi: Japonlar Avrupa’daki bu karışıklıktan yararlanmak isteyerek Ortadoğu Asya’daki sömürgelere saldırmak istedi fakat bu ancak civarda deniz birlikleri bulunduran Amerika’nın saf dışı olmasıyla mümkündü. Bunun üzerine Kamikaze ve farklı tekniklerle Amerikan donanmasına saldırılmıştır. Başarılı sayılabilecek operasyonlar yürütülmüşse de savaşın sonlarına doğru Japonları büyük bir hüsran beklemektedir.
41- İkinci Dünya Savaşında görev yapan en önemli kumandanlar hangileridir? SSCB: Josef Stalin ABD: Franklin Roosevelt Almanya: Adolf Hitler Japonya: Hideki Tojo Birleşik Krallık: Winston Churchill İtalya: Benito Mussolini
42- Barbarossa Harekâtı nedir? Barbarossa Harekâtı, Nazi Almanya’sının Rusya’yı işgal planıdır. Reich ordularının Rus topraklarında başlattıkları harekât. Almanların Stalingrad'a kadar ilerleyip, Kırım üzerinden Kafkaslarla birleşmesiyle noktalanmıştır. Wehrmacht'ın Sovyet topraklarına saldırdığı 22 Haziran 1941 tarihinde başlayan harekât, Kızıl Ordunun Berlin'i işgal ettiği 2 Mayıs 1945 tarihine kadar ki Doğu Cephesi savaşlarının açılış hamlelerine verilen isimdir.
43- Majino Hattı nedir? Fransa'nın I. Dünya Savaşı’ndan sonra tüm kuzey ve doğu sınırlarını (Almanya sınırı) kapsayan geçilmesi imkânsız olduğu düşünülen savunma hattıdır. Hitler, Belçika ve Hollanda üzerinden hattın arka tarafına geçmiştir.
44- Barbarossa Harekâtı’nın başarısızlık nedenleri nelerdir? 
1- Rusya’nın Fransa gibi tamamen düzlüklerden oluşan bir arazisi olmadığı göz önüne alınmamıştır. Bu da yıldırım savaşı denilen ve tanklarla cepheyi yarıp dağıtmaya dayalı taktiği geçersiz kılmıştır. Üstelik Ruslar da yenildikleri yerlerde direnmemiş cephelerinin geniş olmasının avantajını kullanıp Almanları içerilere doğru çekmişleridir. Yine, 2. Dünya Savaşı sırasında geliştirilen anti tank silahları da bu hızlı tank harekâtını kısıtlıyordu. Zira tankların yanında onları anti tank silahlarına karşı korumak için yürüyen piyadeler tankların hızını kesmekteydi. Almanların bu planı geç uygulamaya sokması ve harekâttaki gecikmeler de erken başlayan Rus kışına yakalanmalarına neden oldu. Zira Napolyon gibi esasen Ruslara değil, soğuğa ve Rusların vurup geri çekilme taktiğine yenildiler. 2- Almanlar işgal ettikleri Ruslara tabi topraklarda bulunan halklara (örneğin, Ukrayna) karşı da kötü davrandılar. Halbuki Ukrayna örneğinde olduğu gibi bu ülkeler de Rusya’yı sevmiyor ve fırsatını bulup ayrılmak istiyordu. Almanların buradaki kafatasçı uygulamaları ve zihniyetleri akılcı propagandalarının önüne geçti. Böylece bu halkların desteği yerine direnişi ile karşılaştılar. Büyük bir stratejik propaganda hatasıdır. 3- Harekât ilk başlarda Almanlar lehineydi. Fakat geniş Rus cephesinde ele geçirdikleri ilk topraklardan sonra nereye yöneleceklerini kararlaştıramadılar. Kuzeye Moskova’ya mı, yoksa Rusya’nın can damarı petrolün bulunduğu güney bölgesine mi? Bu kararsızlık güçlerinin bölünmesine yol açtı. Bu da lojistik ve koordinasyon eksikliğine neden oldu. 4- Almanlar, Rusları hafife almıştı. Stalin Alman harekâtının Fransa’dan sonra kendilerine gelişeceğini tahmin etmiş; aralarındaki saldırmazlık antlaşmasına rağmen silah endüstrisini gözden uzak Ural bölgesinde geliştirmiş ve bundan Almanların haberi olmamıştır. Üstelik Almanlar, Rusya’yı Fransa’da yaptıkları gibi seferberliğini tam gerçekleştiremeden işgal edeceklerini düşünüyorlardı. Ama bahsedildiği gibi Ruslar hazırlıklıydı.
45- Japonya’nın teslim olmaması üzerine ABD atom bombasını Japonya’nın hangi iki kentine atmıştır? Hiroşima ve Nagazaki kentlerine atılmıştır.
46- II. Dünya Savaşı’nda Türkiye’nin tutumu hakkında bilgi veriniz. a- Türkiye aldığı karar gereği topraklarına saldırı olmadığı müddetçe savaşa girmemekte kararlıdır. b- İlk etapta 1941’de Ankara’da Almanya ile bir dostluk ve saldırmazlık antlaşması yapıldı. c- Müttefik devletler ise 1943 Kazablanka Konferansı’nda Türkiye’nin kendi taraflarında savaşa katılmasının sağlanmasına karar verdiler. d- İngiliz Başbakanı Çörçil 1943’te Adana’ya geldi. Burada İnönü’den savaşa girmelerini istedi. Fakat Türkiye tarafsızlığını devam ettirdi. e- Aynı yıl Kahire’de de İnönü-Çörçil-Roosevelt bir araya geldi fakat Türkiye yine tarafsızlığını bozmadı. f- 1944’te Almanların yenilmesi kesinleşince Türkiye İngiltere ve ABD’ye yanaştı. Türkiye 23 Şubat 1945’te Japonya ve Almanya’ya savaş ilan etti. Savaş da zaten 9 Ağustos 1945’te resmen sona erecekti.
47- 1943 yılında İngiliz Başbakanı Çörçil ile İsmet İnönü’nün bir araya gelme nedeni nedir? Sonuç ne oldu. İngiliz Başbakanı Çörçil, İnönü’den savaşa girmelerini istedi. Fakat Türkiye tarafsızlığını devam ettirdi.
48- Türkiye, II. Dünya Savaşı’nda Japonya ve Almanya’ya neden savaş ilan etmiştir? a- Türkiye bu savaşta fiili olarak bulunmamıştır. b- Türkiye’nin savaş ilan etmesinin sebebi müttefiklerin San Fransisko’da toplayacakları konferansa katılmak istemesiydi. Müttefikler bu konferansa 1 Mart 1945’e kadar Almanya’ya savaş ilan etmiş olan devletlerin katılabileceğini açıklamışlardı. Türkiye San Fransisko Konferansı’na katıldı ve BM’nin kurucu üyelerinden biri oldu.
49- Dünyada insan haklarının uluslararası düzeyde korunması ilk kez hangi siyasal belge ile gerçekleşmiştir? Birleşmiş Milletler Antlaşması
50- Müttefiklerin II. Dünya Savaşı'ndan zaferle çıkmasının siyasi rejimler açısından en önemli sonucu hangisidir? "İkinci" demokratlaşma dalgasının gerçekleşmesi

51- Çin'de sosyalizmin kurulması hangi kesimin harekete geçirilmesi sonucu gerçekleştirilmiştir? Köylülerin

52- Küreselleşmeyi daha çok tarihsel aşamalara bağlı olarak açıklayan düşünür kimdir? R. Robertson 

53- Küreselleşme kavramını zaman ve mekân bağlamında ele alan düşünür kimdir? R. Robertson 

54- Amerika Birleşik Devletlerinin, II. Dünya Savaşı'ndan sonra Türkiye ve Yunanistan'ı Sovyet tehdidinden korumak için geliştirdiği "siyaset"in adı nedir? Truman Doktrini 

55- Hangi olay Çin’in yarı sömürge haline gelmesine neden olmuştur? Afyon Savaşı 


56- Siyonizm ne demektir ve amacı nedir? Amacı Filistin'de milli unsurlardan oluşan bir Yahudi devleti kurmak ve bu devleti desteklemek olan milliyetçi harekete verilen isimdir. 


57- Antisemitizm ne demektir? Antisemitizm (Yahudi karşıtlığı, Yahudi düşmanlığı), Yahudilik dinine, ırkına, kültürüne veya milletine karşı duyulan düşmanlıktır. 

58- 20. Yüzyıl teknolojik gelişmelerinden radyo ve televizyonun faydaları nelerdir? a) Ufkumuzu genişletmiş, bakış açımızı değiştirmiştir. b) Eğitim yönünden önemlidir. c) TV. çok çeşitli bir eğlence aracıdır. İnsanların birçok ihtiyacını bir arada gerçekleştirir. 

59- Ortadoğu neresidir? Bu isim hangi ülke tarafından verilmiştir? Ortadoğu kelimesi İngiltere tarafından verilmiştir. Ortadoğu, Asya, Afrika ve Avrupa kıtalarının kesişme bölgesinde yer alır. Ortadoğu; Eski Kara kütlelerinin tam ortasında yer almaktadır. Ortadoğu bir bütün olarak; kuzeyden Rusya Federasyonu, doğudan Hindistan, güneyden Hint Okyanusu, güneybatıdan Afrika ülkeleri ve kuzeybatıdan ise Avrupa ülkeleriyle sınırlıdır. 

60- II. Dünya Savaşı sırasında müttefikler arasında “savaştan sonraki dünya düzeni” (BM’nin kurulması, savaş sonrası tahsis edilecek barışın korunması gibi) ile ilgili hangi konferanslar toplanmıştır? a) Moskova Konferansı: (1943 Ekim) b) Tahran Konferansı: (28 Kasım-14 Aralık 1943) c) Dumbarton Oaks Konferansı: (1944 Ağustos) d) Yalta Konferansı: (4-11 Şubat 1945) 

61- I. Dünya Savaşı’ndan sonra barışı koruma çabaları kapsamında hangi örgütler kurulmuştur? 1-Milletler Cemiyeti kuruldu. 2-Çekoslovakya, Romanya ve Yugoslavya arasında Küçük Antant kuruldu. 3-Fransa ile Almanya 1925’de Locarno Antlaşma­sını imzaladı. 4-Anlaşmazlıklara çözüm bulmak için Fransa ile ABD 1928’de Kellog Paktını kurdu. (Bu pakta Türkiye 1929’da katıldı.) 5-Balkan Antantı, Sadabat Paktı ve Montrö Sözleş­mesi yapıldı.

62- II. Dünya Savaşı’ndan sonra barışı koruma çabaları kapsamında hangi örgütler kurulmuştur? a) Birleşmiş Milletler Teşkilatı kuruldu. b) NATO kuruldu. c) Balkan Paktı kuruldu. d) Bağdat Paktı kuruldu. 

63- Sovyetler Birliği ile Batılı devletler arasında 1945'den 1990'a kadar devam etmiş olan uluslararası siyasi ve askeri gerginliğe ne ad verilirdi? Soğuk Savaş 

64- Soğuk Savaş nedir? Sovyetler Birliği ile Batılı devletlerarasında 1945'den 1990'a kadar devam etmiş olan uluslararası siyasi ve askeri gerginliğe verilen addır. 

65- “Soğuk Savaş” dönemi ne zaman sona ermiştir? Sovyetler Birliği'nin dağılması ve Berlin Duvarı'nın yıkılması ile sona ermiştir. 

66- Soğuk Savaş döneminin aktörleri (liderleri) kimlerdir? a) Harry S. Truman b) Yosif Stalin c) Clement Attlee d) Charles de Gaulle 

67- Yalta Konferansı (Kırım Konferansı) ne zaman, hangi amaçla toplanmıştır? 4-11 Şubat 1945 tarihleri arasında İkinci Dünya Savaşının sonlarına doğru toplanmıştır. Almanya'nın yenileceği belli olunca İngiltere, Amerika ve Sovyetler Birliği'nin devlet başkanları arasında dünyanın yeniden paylaşılması amacıyla bir konferans toplanmıştır. 

68- Yalta Konferansının “Üç Büyükleri” olarak isimlendirilen liderler hangileridir? (4-11 Şubat 1945) a) Winston Churchill b) Franklin D. Roosevelt c) Joseph Stalin 

69- Yalta Konferansında hangi kararlar alınmıştır? (1945) a) 4 büyük devletin her birine (Amerika, Rusya, İngiltere ve Fransa) işgal sahaları verildi. b) Rus işgal sahasında demokrasiye olanak verilmesi istendi. c) Rus sahasında olan Berlin, bütün Almanya gibi 4 büyük için bölünecekti. d) Batı Berlin Rusların idaresinde olacaktı. e) Bu işgal sahalarında birinden ötekine geçerken pasaport gerekmeyecekti. f) Kallingrad Polonya’dan alınıp Ruslara verildi (Komünist rejimden dolayı, meydandaki tüm Polonyalılar toplu katliamda öldü). g) Polonya ülke olarak batıya kaydırıldı (Rusya’dan korunabilmesi için şarttı yoksa Polonya yönetimi komünist olacaktı). 

70- Yalta Konferansında alınan hangi karar Türkiye’nin savaşa girmesine neden olmuştur? 1 Mart 1945'e kadar ortak düşmana savaş ilan etmiş olanların Birleşmiş MilletlerTeşkilatı'na üye alınmalarına karar verildi. Bu karar üzerine Türkiye, 23 Şubat 1945'de Almanya ve Japonya'ya savaş ilan etti. 

71- II. Dünya Savaşı sonunda, 17 Temmuz-2 Ağustos 1945 tarihleri arasındaAlmanya'da barışın nasıl sağlanacağı belirlemek için toplanan konferansın adı nedir? Potsdam Konferansı 

72- Potsdam Konferansı'nda hangi konular görüşülmüştür? (1945) a) Polonya Sorunu b) Almanya Sorunu c) Avusturya'nın Durumu d) Sovyet uydu devletleriyle barış e) İspanya'nın Durumu f) Türk Boğazlarının Durumu g) Tuna Nehri 

73- Potsdam Konferansı’nın önemi nedir? (1945) İngiltere, ABD ve SSCB 20. yüzyıl Avrupa haritasını bu konferansta belirlemişlerdir. 

II. Dünya Savaşı sonunda toplanan Potsdam Konferansı’nda Türkiye’nin boğazları ile ilgili nasıl bir karar alınmıştır? Sovyetler Birliği, Türkiye'nin zayıf olması fikrinden hareketle serbest geçiş için gereken garantiyi sağlayamadığını, bu sebeple Boğazların Sovyetler Birliği ile Türkiye'nin ortak kontrolü altına konulmasının uygun olacağını ileri sürdü. Kısacası, Boğazlardan üs talep ettiler. ABD ile Birleşik Krallık ise Sovyetlerin Boğazlardan tam geçiş serbestîsine taraftar idiler. Konu hakkında herhangi bir karar alınmadı ve her devletin görüşünü Türkiye'ye bildirmesi kararlaştırıldı. 

74- Potsdam Konferansı’nda, Türkiye boğazlar ile ilgili karara nasıl bir tepki vermiştir? (1945) Türkiye’nin tepki vermesine gerek kalmamıştır. Çünkü konferans 1 Ağustos 1945 tarihinde sona erdi.

75- Truman Doktrini nedir? (1947) 1947 yılında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Harry Truman tarafından Sovyettehdidine karşı hazırlanmış plana verilen isimdir. 

76- Truman Doktrininin önemi nedir? (1947) Amerika Birleşik Devletleri, uluslararası politikasının değiştiğini ve Sovyetlere karşı düşmanca bir tavır takınacağını belirttiği plandır. 

77- Truman Doktrininin amacı nedir? (1947) Bu doktrin ile Amerika Birleşik Devletleri "komünizm tehdidi" altındaki devletlere mali ve askeri yardım yapacağını açıklamıştır. 

78- Amerika Birleşik Devletleri; Truman Doktrininine göre "komünizm tehdidi" altındaki devletlere mali ve askeri yardım yapacaktır. Bu ülkeler hangileridir? Yunanistan ve Türkiye 

79- Amerika'nın Truman Doktrinini uygulamasının temel nedenleri nelerdir?(1947) a) Sovyetlerin komünist ideolojiyi yaymaya çalışması. b) Doğu Avrupa'da komünist uydu-devletler kurmaya başlaması. 

80- 1947’den sonra Amerikan dış politikasının esası nedir? Komünizm ile mücadeledir. 

81- Truman Doktrini’nin ilan edilmesini hızlandıran en önemli olay nedir? Sovyetlerin güneye doğru yayılmasıdır. 


82- Truman Doktrininin sonuçları nelerdir? Truman Doktrini’nin en önemli sonucu Yunanistan’ın komünistleri yenmesini sağlamış olmasıdır. Diğer önemli bir sonuç ise, aldığı yardım sayesinde Türkiye’nin Sovyetlere karşı kendini daha rahat hissetmesidir. 

83- Truman Doktrini sayesinde Türkiye’nin Amerika’dan yardım alarak kendisini toparlaması hangi gelişmeyi beraberinde getirmiştir? Türkiye NATO’ya girmiştir. 

84- Truman Doktrini, hangi planın hazırlanmasına öncülük etmiştir? (1947) Marshall Planı 

85- Marshall Planı hakkında kısaca bilgi veriniz. Marshall Planı II. Dünya Savaşı sonrasında 1947 yılında önerilen ve 1948-1951 yılları arasında yürürlüğe konan ABD kaynaklı bir ekonomik yardım paketidir. AralarındaTürkiye’de bulunan 16 ülke bu plan uyarınca ABD'den ekonomik kalkınma yardımı almıştır. 

86- Marshall Planından hangi ülkeler yararlanmıştır? İngiltere, Fransa, Belçika, İtalya, Portekiz, İrlanda, Yunanistan, Türkiye, Hollanda,Lüksemburg, İsviçre, İzlanda, Avusturya, Norveç, Danimarka ve İsveç 

87- Marshall Planı; kim tarafından hazırlanmıştır? ABD Dışişleri Bakanı George Marshall 


88- Marshall Planının amacı nedir? Avrupa ekonomilerini tekrar canlandırmaktır. 

89- Marshall Planına göre ne kadar para yardımı yapılmıştır? Bu paranın dağıtımı için hangi örgüt kurulmuştur? ABD, 12 milyon dolar yardımda bulunmuştur. Bu paranın paylaşılması içinde Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütü (OECD) kurulmuştur. 


90- Marshall Planı hangi gerekçelerle hazırlanmıştır? a) Savaş sonrasındaki Avrupa’ya yardım etmek, (Avrupalıların kendilerini toparlamalarına yardımcı olmak) b) Ekonomik mekanizmaları yeniden kurmak, (Amerikan sanayisi için karlı ihracat pazarlarını korumak ve beslemek) c) Amerikan ihraçlarını kolaylaştırmak, d) Komünist ülkelerin gücünü engellemek. e) Komünizme neden olan yoksulluğu ortadan kaldırmaktı

91- Marshall Planı SSCB ve Doğu Avrupa ülkeleri tarafından neden reddedilmiştir? Bu plan ABD tarafından SSCB ve Doğu Avrupa ülkelerindeki komünist rejimin yayılmasını ve SSCB’nin güçlenmesini engellemektir.

92- Marshall Planı amacına ulaşmış mıdır? Nasıl? Marshall Planı amacına ulaşmıştır. Avrupa hızlı bir şekilde ekonomik açıdan güçlenmiş ve komünizm Doğu Avrupa’da sıkışıp kalmış Avrupa’ya yayılamamıştır. 

93- Marshall Planı, 1951 yılından sonra devam etmemiştir. Nedeni nedir? Bu tarihten sonra Kore Savaşı'nın çıkması ve ABD’nin maddi yükünün artmasından dolayı uygulama sona ermiştir.

94- Batı Avrupa Birliği (BAB) nasıl bir örgüttür? Kaç yılında kurulmuştur. Merkezi nerededir? Yarı etkin bir Avrupa güvenlik ve savunma örgütüdür. 17 Mart 1948 yılında kurulmuştur. Batı Avrupa Birliği'nin genel merkezi Brüksel'dedir. 

95- Brüksel Antlaşması hakkından bilgi veriniz. (1948) 17 Mart 1948 tarihinde imzalanan ve Batı Avrupa Birliği'ni kuran antlaşmadır. 

96- Brüksel Antlaşmasına hangi ülkeler katılmıştır? Birleşik Krallık (Galler, İngiltere, İskoçya ve Kuzey İrlanda), Fransa, Belçika, Lüksemburgve Hollanda 

97- Brüksel Antlaşmasına katılan ülkeler hangi temel amaçları belirtmişlerdir? a) Avrupa'nın ekonomik bakımdan iyileşmesi için Batı Avrupa'da sağlam temeller oluşturmak, b) Birliktelik oluşturmak ve Avrupa'da sürekli entegrasyonu (bütünleşme-uyum) özendirmek, c) Herhangi bir saldırı durumunda üyeler arası yardımlaşma sağlamak 

98- Batı Avrupa Birliği (BAB)nin asıl üye ülkeleri hangileridir? (1948) Birliğin asıl üyeleri İspanya, İngiltere, Fransa, Almanya, Portekiz, İtalya, Belçika, Hollanda, Lüksemburg ve Yunanistan’dır. Türkiye de ortak üyedir. 

99- Berlin Ablukası olayı nedir? 1948’de başlayıp 1949’da biten, Sovyetlerin Berlin’i kontrol altına almak ve Batı ittifakına gözdağı vermek için şehrin her türlü karayolu ve demiryolu bağlantısını kesmesi olayına verilen addır. 

100- ‘Utanç Duvarı’ nedir? Hangi amaçla yapılmıştır? Berlin Duvarı’na batıda verilen isimdir. Doğu Almanya vatandaşlarının Batı Almanya'ya kaçmalarını önlemek için yapılmıştır. 

12 Mayıs 2014 Pazartesi

sİYER ANA BAŞLIK ÖZET 2 VEDA HUTBESİ

SİYER ÖZET.
1 - DOĞUMU-AİLESİ-ÇOCUKLUĞU ?GENÇLİĞİ
Sevgili Peygamberimiz Hz.Muhammed(s),20 Nisan 571 yılında Mekke?de doğdu.Annesinin adı Amine,babasının adı ise Abdullah?tır.
Peygamberimizin babası Abdullah,O daha doğmadan önce ölmüştü.Ana Muhammed ismini dedesi Abdulmuttalip vermişti.O?nun dört tane ismi vardır:
1 ? Muhammed 2 ? Ahmet 3 ? Mustafa 4 ? Mahmut
Doğduktan bir süre sonra Mekkedeki geleneklerden dolayı bir süre için süt aneye verild.Süt annesi Halime O?na 4 yaşına gelinceye kadar baktı.Böylece daha iyi bir havada yetişti.
4 yaşından sonra annesi Amine Onu yanına geri aldı.6 yaşına geldiğinde ise annesi Amine de öldü
6 yaşından sonra kendisine dedesi Abdulmuttalip bakmaya başladı
8 yaşına geldiğinde dedesi de vefat edince amcası Ebu Talip?in yanında kalmaya başladı.Amcası O?na hem çocukluğunda ve gençliğinde baktı hem de Peygamber olduktan sonra Mekkelilerin Ona karşı yaptığı saldırıların çoğunu engelledi.Aynı zamanda Mekkeliler kendisine zarar vermek isteseler bile,Ebu Talip?ten çekindikleri için ,bu? planlarını terk etmek zorunda kaldılar.Peygamberimiz de O?nun bu iyiliğini hiçbir zaman unutmamıştır.Peygamberimize Mekkelilerin yaptığı kötülüklerin hemen hemen hepsi Ebu Talip öldükten sonra olmuştur.Ebu Talip ticaretle uğraşan birisidi.
.Peygamberimiz 12 yaşında iken Onunla beraber Suriye?ye doğru ticaret mallarını satmak için yola çıkmışlarken,yolda Busra denilen bir yerde mola verdiler.Bir papaz olan Bahira,orada,ondaki değişik durumların olduğunu fark etti.O?nun daha önce Hz. İsa?nın İncil?de de bildirdiği gönderilecek olan son peygamberin olduğunu anladı..Amcasından O?nu daha fazla ileriye ***ürmemesini,aksi halde Yahudilerin kendisini öldürebileceğini söyledi.Çünkü Yahudiler de son bir peygamberin geleceğini biliyorlardı. Fakat onlar bu son peygamberin kendi içlerinden birisinin olmasını istiyorlardı.
Bunun üzerine Ebu Talip,ticaret mallarını orada satarak,Mekke?ye hemen geri döndü.
25 yaşına geldiğinde artık ticaretten de anlayan bir delikanlı olmuştu.Bu zamanlarda40 yaşına ulaşmış,ahlak ve terbiye konusunda son derece ileri durumda olan Hatice isminde zengin ve dul bir hanımefendi vardı.Bu hanım çok zengindi. Fakat kendisi kadın olduğu için ticaret mallarını satmak için uzak yerlere gidemiyordu.O da,başka erkeklerle ticaret ortaklığı kurup,elde edilen karı paylaşıyordu.Zaten ahlakı bozuk olan bu toplumda,sürekli aldatılıyor ortakları elde ettikleri gerçek karı,açıklamıyorlar.Bu işten iyice canı yanan Hz.Hatice bu sefer gerçekten kendisine güvenebileceği bir ortak aramaya başladı.Kendisine 25 yaşındaki O genci,Hz.Muhammed?i tavsiye ettiler.Hz.Muhammed?le yaptığı ortaklıktan iyi bir gelir elde etti.Aradığı ortağını bulmuştu.Hem de ne ortak.O ilk başta ticarette kazanayım derken Allah onlara öyle bir kader çizmişti ki ,bu ticaretin sonunda,birbirlerine ne kadar da yakıştıklarını anlayıp,hayatlarını da ortak ettiler.Evlenmeye karar verdiler.Sade bir törenle evlendiler.Bu ticaret ortaklığı öyle bir ortaklık olmuştu ki,sonunda birbirlerinin hayatlarına,dertlerine,tasalarına,sevinçlerine kadar herşeyleriyle ortak olmuşlardı.
Peygamberimizin Hz Hatice ile olan evliliklerindei Altı çocukları dünyaya geldi:
1 ?Abdullah, 2 ? Zeynep, 3 ? Rukiye 4 ? Ümmü Gülsüm 5 ?Kasım 6 ? Fatıma
Bunlardan Hz.Fatıma hariç bütün çocukları Peygamberimizden önce vefat etmişlerdir.
Hz.Hatice,aynı zamanda İslam?a giren ilk insan olmuş,asalet,dürüstlük,üstün ahlak ve fedakarlığı ile Haticetül-Kübra (Büyük Hatice)lakabını da almıştır.
35 yaşına geldiğinde ise Kabe hakemliği yapmış,buradaki hakemliğiyle bütün Mekkelilerin saygısını kazanmıştır.
Olay şudur:
Araplar tarafından da kutsal sayılan Kabe,şiddetli sel ile yıkılmştı.Bunun üzerine Mekkeliler bir araya gelerek O?nu yeniden inşa etttiler.Fakat bugün bizim için de kutsal olan Hacerül-Esved(Türkçe?mizde Karataş anlamına gelir.Cennetten geldiğine inanılır.)denen taşı eski yerine koymaya sıra gelince,herkes bu işi kendisi yapmak,bu şerefi kendisi elde etmek istedi.İş öyle cidileşti ki, aralarında sonu savaşa kadar gidebilecek tartışmalar başladı.Bunun üzerine tarafsız bir hakem bulmaya karar verdiler.:Sabahleyin Kabe sınırlarına ilk kim gelirse O hakem olacak ve O?nun vereceği karara herkes uyacaktı.Sabah olunca öyle güzel bir olay olur ki;içeriye ilk gelen Hz.Muhammed?dir.O?nun gelişi herkese derin bir nefes aldırdı.Çünkü haksızlık yapmayacak,harkesin güvendiği bir insandı O.Peygamberimiz elbisesini çıkardı.Hacerül ?Esved?i üzerine koydurdu.Ve her kabileden birer kişinin taşı kaldırmasını istedi.Taş yeterli yüksekliğe çıkınca da kendi elleriyle yerine yerleştirdi.Herkes bu olaydan memnun olmuştu.Nasıl memnun olmasınlar ki,hem taşı yerine koyma işine herkes katılmış hem de en önemlisi çıkabilecek bir savaş engellenmişti.Bu olaydan sonra Peygamberimize Muhammedül-Emin (Güvenilir Muhammed)lakabı takılmıştır.
Hz.İsa?dan beri yaklaşık 600 yıldan beri peygamber gelmemişti.İnsanlık bir Peygambere,bir rehbere muhtaçtı. İlahi kitaplar değiştirilmiş,ahlak ve manevi değer diye bir şey kalmamıştı.Bütün çirkin işler son derece yaygınlaşmıştı.Hatta insanlar köle olarak satılmaya,kız çocuklar canlı canlı toprağa gömülmeye başlanmıştı.
Peygamberimiz bütün bu çirkin işlerden uzak duruyordu.Özellikle 35 yaşlarından sonra sık sık Mekke?nin dışına çıkıyor,Hira Mağarasında yalnızlığa çekiliyordu.
40 yaşlarında yine böyle bir durumda (610 yılında)Cebrail (as) O?na görünüp kendisinden ??Okumasını istedi.O da okuma bilmeği cevabını verdi.Bu durum birkaç kez tekrarlanınca,??Ne okuyayım??diye sordu.Cebrail (as) da (Yaratan Rabbinin adıyla oku.........diye başlayan )ALAK suresinin ilk beş ayetini kendisne bildirdi.Bu olayla Peygamberimizin Peygamberlik görevi başlamış oldu.
Bu vahyin sonunda O?na ılk inanan insanlar şunlardır:
1 ?İlk müşlüman Kadın :Hz.Hatice ( Hanımı)
2 ? ilk müslüman Erkek :Hz.Ebubekir (Çok samimi arkadaşı)
3 - İlk müslüman Köle :Hz.Zeyd (Köle olarak alıp,sonra Onu serbest bıraktığı kimse.
4 ? İlk müslüman Çocuk :Hz.Ali (Amcası Ebu Talip?in oğlu.)
Peygamberimiz insanları 3 yıl boyuca İslam?a gizlice davet etti.Bundan sonra açıktan açığa davet etmeye başladı.Bu durum doğru yola ulaşmak istemeyen Müslümanlara karşı olmadık işkenceler yapmaya başladılar. Bu işkenceler dayanılmaz hal almaya başladı.Bunun üzerine Peygamberimiz bir grup müslümanı Habeşistan?a gönderdi.Bu; Müslümanların İLK HİCRET?İ oldu.Bu ilk hicret 615 yılında olmuştur.
Peygamberimiz 13 yıl boyunca Mekkelileri İslam?a çağırdı.Bu uğurda her türlü sıkıntıya katlandı.
Peygamberliğinin 11.yılında Medine?den gelen bir grup insan Müslüman olmuşlardı.Ertesi sene daha büyük bir grup gelerek Müslüman oldular. Peygamberimizi canları,malları ve evlatları gibi koruyacaklarına söz verdiler.Kendisini Medine?ye davet ettiler.
Bu arada Mekkelilerin Müslümanlara karşı olan tutumları hiç değişmemiş,hatta daha da artmıştı.Bunun üzerine peygamberimiz Allah?tan gelen izinle Medine?ye hicret etmeye karar verdi.Medine?ye gitmesi halinde bunun kendileri için daha da büyük bir tehlike olacağını anlayan Mekkeliler,Darun-Nedve(Mekke İdare Meclisinde) toplanarak Peygamberimizi öldürmeye karar verdiler.Fakat bunu gerçekleştiremediler.Hz.Ebubekir ile uzun ve tehlikeli bir yolculuktan sonra Medine?ye vardılar.Bu hicret İslam tarihi bakımından çok önemlidir.Çünkü:
1 - İslam Medine?de yükselip büyümüş ve bütün dünyaya bu şehirden yayılmıştır.
2 ? Hz.Ömer?in halifeliğinden itibaren de bu olay müslümanlar tarih başlangıcı olmuştur.
MUHACİR VE ENSAR
MUHACİR : Dinleri ve inançları uğruna,Mekke?den Medine ye göç eden Müslümanlara denir.
ENSAR : Mekkeli Müslümanlara yardım eden Medineli Müslümanlara da Ensar denir
Peygamberimiz Ensar ve Muhaciri kardeş ilan etmiş,onlar da bu kardeşliği gerçekten uygulamışlardır.
MEDİNE DÖNEMİ VE SAVAŞLAR
Mekkeliler,Müslümanların Medine?de de yaşamalarını istemiyorlardı.Çünkü,eğer orada rahat ederlerse Müslümanlığın her tarafa yayılacağını biliyorlardı.Bunun için de Müslümanları resmen savaşa zorluyorlardı.Oysa peygamberimize henüz savaşma emri ve izni verilmemişti.Bu yüzden kimseyle savaşa girmiyordu.Yüce Allah?ın savaş emrini verdikten sonra Hz.Peygamber Mekkelilerle 3 önemli savaş yapmıştır:
PEYGAMBERİMİZİN SAVAŞLARI :
1 ? BEDİR SAVAŞI : (MART 624 - Hicretin 2.yılı )
Müslümanlar :305 kişi
Mekkeliler :1000 kişi
Savaşın Sebebi Mekkelilerin;ellerinden kaçırdıkları Müslümanlardan intikam almak,ve onları yok etmek istemeleri.
Savaşın Sonucu :
1-Müslümanlar bu savaşı kazandı. 2-Mekkeli müşriklerin bazı elebaşıları öldürüldü.
3-Mekkelilerden 70 kadar kişi öldü,70 kadarı da esir alındı. 4-Müslümanlardan da 14 kişi şehit oldu..
Esirlere ne yapıldı?
1-Maddi durumları iyi olanlar para karşılığı serbest bırakıldı.
2-Bunlardan okuma-yazma bilenler;10 Müslüman?a okuma yazma öğretmeleri karşılığında serbest bırakıldı.
3- Fakir esirler ise karşılıksız olarak serbest bırakıldılar
Bedir Savaşının Önemi :
1-Bedir Savaşı İslam?ın ve Müslümanların artık kendilerini kabul ettirdiği bir savaş olmuştur.
2-Bu savaşla Medine İslam Devletinin temeli atılmıştır.
3-Zaferle sonuçlanan bu savaşla hem İslam Dini ve hem de Müslümanlar kuvvetlendiler.
4-Bu savaştan sonra Mekkeliler Müslümanlardan korkmaya başlamışlardır.
UHUD SAVAŞI (MART 625 -Hicretin 3.yılı.)
Müslümanlar:700 kişi Mekkeliler :3000 kişi
Savaşın Sebebi .Bu savaş Mekkelilerin Bedir Savaşının yenilgilerinin intikamını almak istemeleridir.
Savaşın Sonucu: Bu savaşta da Müslümanlar galip gelmek üzere iken,peygamberimizin ısrarla hiç ayrılmamalarını istediği okçuların savaşı kazandık zannederek yerlerini terk etmeleri sebebiyle,Müslümanlar büyük zararlar verdiler.
1-Peygamberimizin amcası Hz.Hamza bu savaşta şehit oldu.
2-Müslümanlardan 70 kişi şehit oldu.
Uhud Savaşının Önemi:Bu savaşın sonunda Müslümanlara komutanın ve Peygamberin sözlerini her zaman dinlemenin gerektiği anlaşılmıştır
HENDEK SAVAŞI(MART 627 )
Müslümanlar : 3.000 kişi Mekkeliler : 10.000 kişi
SAVAŞIN SEBEBİ : Mekkelilerin,Müslümanları tamamen ortadan kaldırmak için Medine?yi kuşatmaları.
SAVAŞIN SONUCU :Müslümanlar Şehrin ovaya bakan kısmını,hendekler(çukurlar)kazarak,savunma yaptılar.Mekkeliler 20 gün boyunca kuşatmayı sürdürdüler. Erzaklarının da tükenmesi ve son gecede çıkan bir fırtına ile bütün malzemelerinin dağılması ile kuşatmaya son verip geriye dönmüşlerdir.
HUDEYBİYE BARIŞI VE MEKKE?NİN FETHİ
Hendek Savaşından bir yıl sonra hicretin 6.yılından Mekkelilerle Müslümanlar arasında bir anlaşma yapıldı.Hudeybiye denilen yerde yapılan bu anlaşmanın şartları görünüşte Müslümanların aleyhine gibi görünmüştü,fakat anlaşmanın maddeleri zamanla Müslümanların işine yaramıştır.
HUDEYBİYE BARIŞININ ÖNEMİ
Bu anlaşma Mekke?nin fethedilmesini sağlamış bir anlaşmadır.
Anlaşma maddelerinin bir kısmı şöyledir :
1 ? İki taraf da 10 yıl boyunca barış içinde bulunacaklardır.
2 ? Mekkelilerden,Medine?ye kaçan olursa Müslümanlar o?nu Mekkelilere geri vereceklerdi.
3 ? Medine?den Mekke?ye kaçan olursa Mekkeliler ise geri vermek zorunda olmayacaklardı.
4 ? Müslümanlar bu yıl umre yapmayıp,gelecek yıla erteleyeceklerdi.Gelecek yıl ise Mekkeliler şehri terk edecekler,,Müslümanlar da şehre silahsız olarak gireceklerdi.Şehirde en fazla 3 gün kalacaklardı.
Ancak Mekkeliler bu anlaşmaya uymadılar.Bunun üzerine Hz.Peygamber de 10.000 kişilik bir ordu ile Mekke üzerine yürümek zorunda kaldı
Mekke civarına geldiklerinde İslam Ordusu konakladı.Peygamberimiz (s)in emriyle on bin terde ateşler yakıldı.Bu kalabalığı gören Mekkeliler;karşı koymaya cesaret edemediler.Hicretin 8.yılında (630 yılında,kan dökmeden Mekke?ye girdi. Yıllarca kendisine ve Müslümanlara eziyet eden Mekkelileri de bağışladı Bu davranışı ile O büyüklüğünü gösterdi. Bunun üzerine Mekkeliler gruplar halinde Müslüman oldular.
VEDA HACCI VE VEDA HUTBESİ
Hz Peygamberin Hicretin 10.yılında Veda niteliğindeki yaptığı son Hacca ?VEDA HACCI ? denir.Bu hacda yaptığı son hutbeye(konuşmaya) da ?VEDA HUTBESİ? denir
Veda Hutbesinde İslamın genel prensiplerini,kendisini dinleyen 100.000 kişi ye birkez daha hatırlattı.
VEDA HUTBESİNDE YER ALAN KONOLARIN BAZILARI ŞUNLARDIR
1 ? Allah?tan başka ilah yoktur.Ben de Onun kulu ve peygamberiyim.
2 ? Birbirinizin malları ve kanları birbirinize haramdır. 3 ? Emanetlere ihanet etmeyin.
4 _Faiz yemeyin. 5 ? Kimseye zulmetmeyin. 6 ? Dininizi korumak için küçük günahlardan da kaçınız..
7 ? Kadınların haklarını çiğnemeyin.
8 ? Size iki emanet bırakıyorum.Ona sımsıkı sarılırsanız yolunuzu şaşırmazsınız :Bunlar Kuran-ı Kerim ve Benim Sünnetimdir. 9 ? Birbirlerinizin mallarını haksız yere yemeyin.
VEFATI
Bu büyük haccın arife gününde şu ayet inmişti:?Bugün dininizi tamamladım.Size nimetimi tamamladım.Ve din olarak size İslamı seçtim.??Hz.Ömer bu ayeti işitince ağladı.Çünkü Peygamberimizin vefatının yaklaştığını anladı.
Peygamberimiz sanki bir ayrılık toplantısı niteliğinde olan Veda Haccından bir süre sonra hastalandı.63 yaşında Hicretin 12.yılında, 8 Haziran 632 yılında vefat etmiştir.Kabri halen Medine şehrindedir.
Ashab iki kısımdır: Muhacirîn, Ensâr.
Muhacirîn, mallarını, mülklerini bırakarak Allâh rızâsı için Mekke'den Medîne'ye hicret eden Mekke'li müslümanlardır.
Ensâr ise, Medîne'nin yerlisi olan müslümanlardır. Medîne'ye hicret eden müslüman kardeşlerine, Allâh rızâsı için bütün varlıklarıyla yardımda bulunmuşlardır. Her iki zümre de Allâh rızâsı için yaptıkları bu hareketlerinden dolayı çok büyük sevap ve derece kazanmışlardır.
Peygamberlerden sonra insanların en büyüğü Ashâb-ı Kirâm'dır. Ashâbın da en büyüğü sırasıyla Hazret-i Ebû Bekir, Hazret-i Ömer, Hazret-i Osman, Hazret-i Ali'dir. (Radıyallâhü anhüm).
Aşereyi mübeşşere.
Hz. EBU BEKİR, Hz. ÖMER b. HATTAB,Hz. OSMAN b. AFFAN,Hz. ALİ (k.v),SA'D b. EBİ VAKKAS

ABDURRAHMAN b. AVF, EBU UBEYDE b. el CERRAH,ZUBEYR b. el AVVAM,TALHA b. UBEYDULLLAH,SAİD b. ZEYD

MİNİ RİSALE 10 GENEL KAVRAMLAR

Cinayet: İhramlıyken harem bölgesinde yapılması yasak olan şeylerin yapılmasına denir.
Remyi cimar: Şeytan taşlama işlemi. vedia: emanet mal. lukata: buluntu mal.
selbi sıfat: Allahın ne olmadığını ve neler yapmadığını ifade eden sıfatlar.
Fevat: Hac vazifesini yapan kimsenin süresi içinde arafe vakfesine yetişememesi.
Garibul Kuran: Tefsirde anlaşılması zor olan kelimeleri konu edinir.ilmin öncüsü Abdullah b. abbastır.
Hakkal yakin. Yaşayarak elde edilen bilgidir. tatmayan bilmez.yakin ifade eden bilgilerin en yüksek mertebesidir.
Hünsa: Erkekmi kadınmı olduğu belli olmayankimse.erkeklik dişilik yönünden biri ağır basmıyor ve tercihte bulunamıyorsa buna hünsai müşkil denir.
Delk: Abdest ve gusülde uzuvların ovulması. Cevamiul kelim: peygamberin az sözle çok şey ifade etmesi.
Arasat: Hesap yeri, mahşer yeri, mevkif. Secavend: Ayetlerde durulması ve geçilmesini belirleyen işaretlere denir.
Sahibi tertip: Kazaya kalan namaz sayısı 5 i geçmeyen kimseye denir.
Tahkiki iman: delillere, bilgiye araştırmaya sorgulamaya dayanan imana denir.
Tefsirin tedvini, yazılı hale getirilmesi hadis içerisinde başladı.
Tahaddi ayetleri: Kuranın bir benzerinin getirilemeyeceğini söyleyerek meydan okuyan ayetler.
Kuran hristiyanlar için nasrani kavramını kullanır. İhcac: hac için bedel tutmaya denir.
Kabenin 4 rüknü: 1) Rüknü haceri esved, 2)Rüknü Yemani, 3) Rüknü Iraki, 4)Rüknü Şami.
Berzah: Ölümden Mahşerdeki dirilişe kadar süren hayat kabir/Berzah hayatıdır.
Haraç Arazisi: İşletenlerden haraç vergisi alınan arazi. Bu arazinin sahibi devlettir, işletenler gayrimüslimdir.
Havaici Asliye: Asli İhtiyaçlar, temel ihtiyaçlar.
Havli Havelan: Nisab miktarına ulaşan bir malın sahibinin elinde bir yıl kalması.
İddihar: Biriktirme, saklama,karaborsacılıkta bulunma.

Müellefei kulub: Müslüman olmadıkları halde, gönüllerini islama ısındırmak için  müslümanlar tarafından kendilerine zekat verilen islama meyilli kişiler.
Öşür: Ondabir.
Öşri Arazi: Masrafsız tarım arazisi. Bu araziden elde edilen ürünün onda biri zekat olarak verilir.
Amil: Zekat toplayan memur. Füruu: Bir kimsenin çocukları, ve onların çocukları. Alt soy.
ZİHAR: Bir kimsenin karısına öfkelenerek "sen bana anamın sırtı gibisin" demek suretiyle onu kendisine haram etmesi.( )
ZERKETMEK: Bir sıvıyı şırınga ile vücuda vermek.
Ru'yeti Hilal: Hilal Halindeki ayın, Yeryüzünden ilk defa görülmesi. Nezretmek: Adamak.
Münakid: Gelecek zaman ait bir işi yapıp yapmayacağına dair yemin.
Mesammat: Ter çıkmasına ve bedenin teneffüs etmesine yarayan deri üzerindeki gözenekler.
Lağv: Rasgele yemin. İskatı Savm: Farz veya vacip olan oruçlarını tutmadan ölen kimsenin bu oruçları için verilen fidye.
Fecri Sadık: Tan yerinde güneş doğuncaya kadar devam eden sürekli aydınlık. Gerçek aydınlık.
Fecri Kazip: Tan yerinde güneş doğmadan önce görülen ve kısa bir süre sonra kaybolan geçici aydınlık.
Tekfin: Ölüyü kefene sarma. Tehlil: Le ilahe illallah cümlesini söylemek.
Şiar: Alamet, nişan,eser, belirti, ayırdedici işaret.
Revatip namazlar: Farz namazlarla beraber kılınan sünnetlere denir.
Rgaib namazlar: Farz namazlara bağlı olmayarak kılınan nafile namazlar.
Lifafe: Cenazenin kefenlenmesinde baştan ayağa uzanan ve izardan uzun olan örtü.
Kamis: cenazenin kefenlenmesinde boyundan ayaklara uzanan örtü.
İzar: Kefenlemede baştan ayağa kadar uzanan örtü.
İskatı salat: Kişinin sağlığında kılamadığı namazların fidyesini vererek namaz borçlarından kurtarıldığının sanılması.
Hazar: İstirahat zamanı,sulh hali.Cemi suri: Birleştirilecek iki namazdan birincisini vaktinin son anında, ikincisinide tam vakti girdiği sırada kılmak.
Azimet: yola çıkmak, hareket etmek. Tehir Etmek: Geciktirmek.
İstibra: erkeklerin tuvaletten çıktıktan sonra idrarın tamamen boşalması için bekleyip temizlenmesi.
İstihaze: Rahimden gelmeyip bir hastalık sebebiyle damardan çıkıp tenasül organı yoluyla gelen kandır. Hayızda üçgünden az on günden fazla lohusalıkta da kırk günden fazla devam eden kana istihaze dendiği gibi 9 yaşına girmemiş çocuktan ve 55 yaşını geçmiş kadından gelen kanada istihaze denir.
Teselsül: Birbiri ardına zincirleme devam etme, varlıkların sınırlanıp sonsuza uzanması.
Araz: Kendi kendine var olmayıp, başka bir cevherle meydana gelen hal ve keyfiyet.
Ayan: Besbelli, apaçık, açık seçik. İbda: Bir şeyi yokluk alanından varlık alanına çıkarma.
İhtira: Benzeri görülmemiş bir şey ortaya çıkarma. Hudüs: Sonradan ortaya çıkarma.
Muharrik: Haraket ettirici. Muhdis: Yaratıcı. Mümkünil vücud: Varlığı mümkün olan.
Nazariye: Kuran teori. Samadiyet: Bütün ihtiyaç sahiplerinin yöneldiği varlık, Allahın sıfatlarından biridir.
Selbi sıfat: olumsuz sıfat. Vacibul vücut: Varlığı zorunlu olan varlık.

MİNİ RİSALE 9 KURBAN BAHSİ

Kurban
Kurban, Allâhü Teâlâ'ya yakınlık için, ibâdet niyetiyle kurban bayramı günlerinde, kurbana müsait bir hayvanı kesmektir.
Kendisine fıtır sadakası vâcip olan kimselere kurban da vâciptir. Yâni nisaba mâlik olan hür, mukîm, her müslümana vâciptir.

Kurban, kesenin kendi nefsine bedel olarak kesilir. Allâh rızâsı için hâlisâne bir niyetle kesilen kurbanın akan ilk kanı ile birlikte kurban kesen mü'minin günahlarınınbağışlanacağı beyân olunmuştur.
Kurbanın Kesilme Vakti, Şekli ve Niyet
Kurbanın kesilecek vakti, Kurban Bayramı'nın birinci, ikinci ve üçüncü günüdür. Ancak, günlerin tesbitindeki hesap hataları göz önünde bulundurulmalı ve imkân nisbetinde üçüncü güne bırakmamaya gayret etmelidir. Zaten efdal olan da birinci günü kesmektir.
Kurbanı Kesme Şekli
Kurbanlık hayvan incitilmeden kıbleye karşı yatırılır.
Ayakta iken duâsı okunur.
Üç defa "Allâhü ekber, Allâhü ekber lâ ilâhe illellâhü vallâhü ekber, Allâhü ekber ve lillâhilhamd" diye tekbir alınır ve şöyle niyet edilir:
- "Yâ Rabbi! Şu vücûdum sana karşı o kadar hata, o kadar isyân etti ki, affedilebilmem için bu vücûdu sana kurban etmem icabediyor. Fakat sen şerîatınla insan kurban etmeyi haram kıldığından vücûduma bedel olarak bu hayvanı kesiyorum, kabul eyle Yâ Rabbi, Bismillâhi Allâhü ekber." deyip kurban kesilir.
Evlâ olan, kişinin kurbanını kendisi kesmesidir. Ancak, kesmek elinden gelmeyenin, müslüman birini vekil edip yanında durması efdaldir.
Bazı terimler:
Karz: geri ödenmek üzere birine verilen mal, borç.
İla: Kocanın 4 ay veya daha fazla karısına yaklaşmayacağına yemin etmesi, adamasıdır.
Lian: karısına zina etti deyip bunu ispat edemeyen karı kocanın karşılıklı lanetleşmesididr.
Rici talak: kocaya yeni bir nikaha ihtiyaç olmadan boşadığı karısına dönme imkanı veren boşama türüdür.
Bain talak: kocaya boşadığı eşine ancak yeni bir nikahla dönme imkanı veren boşama şeklidir.
Akika kurbanı hanefide mübahveya mendupken diğerlerinde sünnet, zahirilere göre vaciptir.
Sahih ilmam: Umre ile hac arasında herhangi bir sebeble memlekete dönmek.
Hedy: hac ve umre menasikiyle ilgili kesilen kurbana denir.Kurban bayramı dolayısıyla kesilene ise udhiyye denir.

MİNİ RİSALE 8 HAC BAHSİ

Hac, zilhicce ayında ihrama girerek arefe günü Arafat'ta vakfe yapmak, sonra da Kâbe'yi tavaf etmekten ibarettir. Şartlarını hâiz olan her müslümana, ömründe bir defa hac yapmak farzdır.
Haccın Farz Olmasının Şartları
Müslüman olmak,
Ergenlik çağına ulaşmış olmak,
Akıllı olmak,
Hür olmak,
Aslî ihtiyaçlarına ve evine dönünceye kadar âile ferdlerine yetecek, yol ve vasıta masraflarını karşılayacak kadar paraya sahip bulunmak.
İslâm memleketi olmayan yerde müslüman olan kişi, haccın farz olduğunu bilmek.
Haccın Edasının Farz Olma Şartları
Vücudun sıhatte olması,
Yol emniyetinin bulunması,
Kadının, kocası veya mahreminin (oğlu, kardeşi, babası gibi, nikâhlanması câiz olmayan bir yakınının) yanında bulunması.
Kocası ölen veya boşanmış olan kadının iddetinin bitmiş olması,
Hapislik gibi bir engelin bulunmaması.
Haccın Sıhhatinin Şartları
İhram (Hac niyeti ile ihrama girmek) Zaman (Zilhicce ayı) Mekân (Kâbe ve Arafat)

İslâm. (Yani müslüman olmak)

MİNİ RİSALE 7 ZEKAT BAHSİ

Zekat; zekâta mahsus malı, hususî şartlarıyla müstehak olana temlik ederek vermektir. Bu itibarla, zekât verecek kimse zekâta niyet ederek bir fakiri doyursa, temlik olmadığından zekâtını ödemiş sayılmaz.
Zekâtın farz olmasının şartı: Bâliğ, (ergen) akıllı ve hür olan ve borcu bulunmayan müslümanın, aslî ihtiyacından fazla olarak üzerinden bir yıl geçen nisap miktarı mala mâlik olmasıdır. Nisap miktarı malda, ayrıca nemâ (üreme, çoğalma) da şarttır. Altın ve gümüş, çoğalmasa da, nisap miktarı olunca zekâtları verilir.
Nisap: Zekâtın vâcip olması için dinin koyduğu bir ölçüdür ki, bu da kişinin borcundan hariç 20 miskâl (80.18 gram) altın veya bunun değerinde para ve ticaret malıdır.
Paranın her 40 liradan bir lirası zekât olarak verilecektir. Canlı hayvanların zekâtı nev'ine göre değişir. Koyunda; kırkta bir, devede; beş devede bir koyun, sığırda; otuzda bir danadır. Madenler de zekâta tâbidir.
Devede 5ten 9a kadar 1 koyun, 10dan 14e kadar 2 koyun, 15ten 19a kadar 3 koyun gerekir. sığırda 30dan kırka kadar 2 yaşına basmış erkek veya dişi buzağı; 40tan 60a kadar 3 yaşına basmış erkek veya dişi buzağı gerekir. koyunda 40tan 120ye kadar 1 koyun, 121den 200e kadar 2 koyun, 200den 399 kadar 3 koyun gerekir.
Öşür
Öşür, arâzi mahsüllerinin zekâtıdır ve çıkan mahsûlden onda birini vermektir. Şâyet arâzi para ile sulanıyorsa yirmide biri verilir. Arazi mahsülleri, buğday, arpa, pirinç, darı, karpuz, hıyar, patlıcan, yonca, zeytin, susam, bal, kudret helvası şeker kamışı ve meyveler gibi mahsüllerdir. Türkiyede araziler tapulu ve sahipli olduğu için Türkiye arazisi öşür arazisidir. Ziraatle uğraşan müslümanların yediklerinin helal olabilmesi için bu öşür zekâtını mutlaka vermeleri lâzımdır.
Masârıf-ı Zekât
Masârıf-ı zekât, zekâtın verilip sarfolunabileceği yerler demektir ki, 8'dir. Tevbe sûresinin 60. âyetinde açıklanmıştır.
Zekâtın Verileceği Yerler
(Nisaba sahip olmayan) Fakirler, (Hiç birşeyi bulunmayan) Miskinler, Zekât toplama memurları,
Müellefe-i kulûb, Kölelikten kurtulacak kimseler, (Borcunun karşılığı malı olmayan) Borçlular,
(Fi sebîlillah) Allâh yolunda, (Harçlıksız) Yolda kalmışlar.

Zekât bu sekiz yerden herhangi birine verilebilir. Ancak verilmesi en faziletli yer, hiçbir şeyi olmayan miskinler ve Allâh yoludur.

MİNİ RİSALE 6 ORUÇ BAHSİ SADAKA İ FITIR

Oruç
Oruç, ibâdet niyetiyle imsaktan güneş batıncaya kadar, yemekten, içmekten ve cinsî münâsebetten kendini men etmektir.
Orucun Farzları
Niyet etmek Niyetin ilk ve son vaktini bilmek,
İkinci fecirden itibaren güneş batıncaya kadar, orucu bozan şeylerden kendini tutmaktır. Oruca başlama zamanına "imsak", orucu açmaya da "iftar" denir.
Orucun Kısımları
Farz Oruç: Ramazan orucunun edâ ve kazâsı ve keffâret orucu.
Vâcip Oruç: Bozulan nâfile orucun kazâsı ve adak orucu.
Sünnet Oruç: Muharrem ayının 9'uncu günüyle beraber Âşûre günü yâni 10'ncu günü tutulan oruçtur.
Mendûp Oruç: Her aydan tutulan 3 gün oruç. O üç günün "eyyâm-ı biyz" yani Arabî ayın 13,14,15 inci günleri olması da mendûptur.
Nâfile Oruç: Şu zikrettiğimiz oruçlardan başka mekruh olmayan oruçlar nâfiledir.
Mekruh Oruç: Yalnız âşûre gününde (dokuzuncu veya onbirinci günü ile beraber olmadan) tutulan oruçtur. Ramazan bayramının birinci, kurban bayramının 1, 2, 3 ve 4'üncü günleri oruç tutmak tahrîmen mekruhtur.
Oruç Ayrıca İki Kısımdır
Geceden niyet icap eden oruçlar: Ramazanın kazâsı, nâfileden bozulan ve gününe gün tutulan oruç, keffâret oruçları, zamanı belli olmayan nezir oruçları. Bunlarda mutlaka geceden niyet şarttır.
Geceden niyet icap etmeyen oruçlar: Ramazan ayında tutulan oruç, zamanı muayyen olan nezir ve nâfile oruçlar. Bunlara geceden niyet şart değildir. Gece niyet yapılabildiği gibi, gündüzün kaba kuşluğa kadar da niyet yapılabilir. Ramazan günlerinde ister mutlak oruca niyet edilsin, isterse nâfileye veya başka bir vâcipe niyet edilsin, oruç ramazan orucu olur.
Orucu Bozup Sadece Kazâ İcap Ettiren Şeyler

Oruç hatırında iken boğazına birşey kaçmak,
Ağzına aldığı veya burnuna çektiği su boğazına kaçmak,
Niyetin vakti geçip öğleden sonra niyet etmek,
Unutarak yedikten sonra, orucu bozulmadığı halde herhangi birşeyi kasden yemek,
Ağzına giren kar veya yağmur suyunu yutmak,
İğne vurdurmak,
Burnuna ilâç çekmek,
Kulağına yağ akıtmak,
Fecr-i sâdık doğmadığı zannı ile sahur yemek,
Güneş battığı zannı ile iftar etmek,
Kusmuğunu ağzından çıkarmayıp yutmak,
Arkadaşının veya zevcesinden başkasının tükrüğünü yutmak,
Kendi tükrüğünü dışarı çıkarıp sonra yutmak,
Su veya yağ ile ıslanmış parmağını ayıp yerlerine sokmak,
Dişi kanayıp kanı, tükrüğünden fazla veya tükrüğü ile müsâvi olduğu halde yutmak,
Buhur yakıp, dumanını boğazına kaçırmak.
Orucu Bozup Kazâ ve Keffâret İcâbettiren Şeyler
Bilerek yemek-içmek
Bilerek cinsî münâsebette bulunmak,
Bilerek sigara içmek,
Ermeni kili denilen toprağı veya çamurunu yahut yemeyi adet edindiği bir çamuru yemek,
Gıybet ettikten sonra (orucu bozuldu diye) bilerek orucu bozmak,
Hanımının veya sevdiği bir kimsenin tükrüğünü yutmak,
Yukarıda sayılanlardan birini yapan kimse bozduğu orucu kazâ eder ve keffâret olarak da ara vermeden iki ay oruç tutar.
Oruçluya Mekruh Olan Şeyler
Zaruretsiz bir şey tatmak, Zaruretsiz bir şey çiğnemek,
Önceden çiğnenmiş ve tadı kalmamış bir sakızı çiğnemek,
Kişinin eşiyle sarılması ve kucaklaşması, Tükrüğünü ağzında biriktirip yutmak, Kan aldırmak.
Orucu Bozmayan Şeyler
Unutarak yemek, içmek ve cinsî münasebette bulunmak,
Dokunmak ve oynaşmak veya öpmek ile değil de sırf bakmak veya düşünmekle meni gelmesi,
Uyurken ihtilam olmak,
Meni gelmeksizin öpmek,
Delirmiş olarak sabahlamak,
Ağza gelen balgamı yutmak,
Burnuna inen akıntıyı yutmak,
Kulağına su kaçmak,
Dişleri arasında kalan nohuttan küçük bir şeyi yemek,
Elinde olmayarak çok dahi olsa kusmak.
Sürme çekmek,
Gıybet etmek,
Göze ilaç damlatmak.
Sadaka-i Fıtır
Ramazan ayında verilmesi vâcip olan bir sadakadır. Nisaba mâlik olan her müslümana vâciptir. Vâcip olmasının şartları:
Müslüman olmak, hür olmak ve aslî ihtiyaçlarından fazla olarak nisâp miktarı mala sahip bulunmaktır. Zekâtta olduğu gibi bu malın nâmi (üreyici) olması ve üzerinden bir yıl geçmesi şart değildir. Zekâtın verildiği yerlere sadaka-i fıtır da verilebilir.
Vâcip olmasının vakti, ramazan bayramı günü tan yerinin ağarmasıyla, bayram namazından çıkma zamanına kadardır. Vaktinden evvel verilmesi de câizdir.

MİNİ RİSALE 5 SEFERİLİK VE HÜKMÜ

Sefer Bahsi
Sefer, karada deve ile veya yaya yürüyüşle onsekiz saatlik (bugünkü ölçü ile doksan kilometrelik), denizde ise altmış millik bir mesafeye gitmektir. Bu kadar mesafesi bulunan bir yere yolculuk yapana şer'an "müsâfir" denir. Hangi vasıta ile ve ne kadar kısa zamanda giderse gitsin, niyet edip yola çıkan kimse sefer hükümlerine tâbidir.
Mİsâfir, köyün veya şehrin evleri hududunu çıkınca seferîdir. Ramazan ayı içinde bulunuyorsa oruç tutmayabilir. Tutamadığı günleri sonra kazâ eder. Bununla beraber sıhhatine zarar vermeyecekse, orucu tutması daha hayırlıdır.
Mİsâfir dört rek'atli farzları iki kılar. Akşam namazının farzını vitir namazını ve dört rek'atli bütün sünnetleri kısaltmadan, tam olarak kılar.
Bir kimse dört rek'atli farzları, Seferî iken dört kılarsa hatâ etmiş olur. Bundan dolayı istiğfar etmesi lâzım gelir. Ayrıca selâmı tehir etmiş olduğundan dolayı sehiv secdesi icâbeder. Ancak seferî iken gittiği yerlerde, mukîm imama uyarsa imamla beraber tam kılar. Şâyet kendisi imam olursa iki rek'at kılar ve selâm verir. Kendisine uyan cemaat seferî ise imamla beraber selâm verir. Eğer cemaat seferî değilse, imam selâm verdikten sonra cemaat kalkar ve namazını tamamlar. Kıyâmda, isterse Fâtiha okur, isterse okumaz. Okumadığı takdirde okuyacak kadar bekledikten sonra rükû'a gider.
Yukarıda târif ettiğimiz mİsâfir kimse, gittiği şehir veya köyde onbeş gün ikâmete (kalmaya) niyet ederse, mİsâfirlikten çıkmış olur ve namazları tam kılar. Onbeş gün ikâmete niyet etmediği halde işinin tamamlanmaması gibi bir sebeple bugün çıkarım, yarın çıkarım diyerek aylarca, hattâ senelerce kalsa yine de sefer hükümlerine tâbidir.
Mİsâfir kimse, asıl vatanına geldiğinde mİsâfirlikten çıkmış olur. Asıl vatanında ne kadar az kalsa, yine de mukim olup, tam kılar.
Mİsâfir bir kimse, seferde kazâya kalmış olan dört rek'atli farzları seferde veya memleketine döndüğünde iki rek'at olarak kazâ eder. Mukim iken kazâya bırakmış olduğu dört rek'atli namazları ise, seferde iken de dört rek'at olarak kazâ eder.
Vatan üç kısımdır:
Vatan-ı aslî, Vatan-ı ikâmet Vatan-ı süknâ
Vatan-ı aslî: İnsanın doğduğu veya evlendiği yerdir. Orada doğmamış ve evlenmemişse de yaşamaya niyet edip, ayrılmak istemediği yere de vatan-ı aslî, denir.
Vatan-ı aslî, ancak diğer bir vatan-ı aslî ile bozulur. Meselâ, insanın doğup büyüdüğü yer asıl vatanı iken, başka bir şehirden evlense ve eşinin doğup büyüdüğü yerde devamlı kalmaya niyet etse, kendi doğduğu yer asıl vatan olmaktan çıkar. Eski asıl vatanında, 15 günden daha az bir müddet için gelip kalacak olsa, 4 rek'atli farzları kısaltır ve 2 rek'at kılar. Nitekim Peygamber Efendimiz, Medine'den, doğup büyüdüğü ve evlendiği Mekke şehrine geldiğinde namazlarını kısaltarak kılmıştır.
Bir kimsenin birden fazla zevcesi olsa, bunların herbirini ayrı ayrı şehirlere yerleştirse, o şehirlerin hiçbirinde seferî olmaz. Vatan-ı aslî, Vatan-ı ikâmet ile bozulmaz.
Vatan-ı ikâmet: Mİsâfirin en az 15 gün kalmaya niyet ettiği ve asıl vatanına en az 90 kilometre mesafede bulunan yerdir. Burada, namazlar kısaltılmadan 4 rek'at kılınır. Vatan-ı ikâmet , diğer bir vatan-ı ikâmet ile ve vatan-ı asliye dönmekle bozulur. Vatan-ı ikâmet, vatan-ı süknâ ile bozulmaz.
Vatan-ı süknâ: Mİsâfirin 15 günden daha az bir mİddet için oturmaya niyet ettiği ve asıl vatanına 90 kilometre veyâ daha fazla bir mesâfede bulunan yerdir. Süknâ vatanında 4 rek'atli farz namazlar iki rek'at kılınır.

11 Mayıs 2014 Pazar

MİNİ RİSALE 4-2 SEHİV SECDESİ NAMAZ ÇEŞİTLERİ VE İLİŞKİLİ BİLGİLER

Sehiv Secdesi
Sehiv secdesi, namazda unutma veya gafletle yapılan bir noksanlık veya fazlalıktan meydana gelen hatâyı düzeltmek için yapılması vâcip olan secdedir.
Sehiv Secdesinin İcabettiği Yerler
Sehiv secdesi namaz içindeki bir vâcibin terk veyâ tehir edilmesinden, Farzın ise sâdece geciktirilmesinden dolayı lâzım gelir. Farzın terk edilmesinde ise, sehiv secdesi kâfi gelmez; namazın yeniden kılınması gerekir.
Namazın sünnetlerinden herhangi birinin terkedilmesi hâlinde ise, sehiv secdesi lâzım gelmez.
Bir kimse namazda gizli okunacak yerde aşikâr okusa, vitir namazında kunutu terk etse veya dört rek'atli bir namazda birinci oturuşu unutarak terketmiş olsa, secde-i sehiv yapar. Böylece noksanını tamamlamış, hatâsını düzeltmiş olur.
Sehiv Secdesinin Yapılışı
Sehiv secdesi icabettiği zaman, "Ettehıyyatü"yü okuduktan sonra iki tarafa selâm verilir, "Allâhü Ekber" diye tekbir getirerek arka arkaya iki secde yapılır.
İkinci secdeden sonra oturulup, "Ettehıyyatü, Allâhümme salli, Allâhümme bârik ve Rabbenâ âtinâ..." duaları okunarak selâm verilir.
Sehiv secdesi yapacak kimse imamsa, yalnız sağ tarafına selâm verip sehiv secdesi yapar.
Cuma Namazı
Cuma namazı, cuma günü öğle vakti cemaatle kılınması farz olan bir namazdır.
Cuma Namazının Şartları
Beş vakit namazın şartlarından başka cuma namazının iki şartı daha vardır:
Vücûbunun, yâni müslüman üzerine farz olmasının şartları,
Sıhhatinin, yâni cuma namazının sahih olmasının şartları.
Cuma Namazının Vücûbunun Şartı Yedidir:
Erkek olmak, (Kadın ve hünsâ olmamak.) Hür olmak, (Esir veya hapis olmamak.)
Mukim olmak, (Seferî olmamak.) Sıhhatli olmak, ( Namaza gidemeyecek kadar hasta olmamak.)
Gözleri sağlam olmak, (Âmâ olmamak.) Ayakları sağlam olmak, (Kötürüm olmamak.)
Namaza gitmeye mâni ve gitmemeyi mübah kılan bir özrü bulunmamak. (Düşman korkusu, şiddetli yağmur, çamur gibi şeyler cumaya mâni hallerdir.)
Cuma Namazının Sıhhatinin Şartı Altıdır:
Cuma namazı kılınacak yer, şehir olmak, (izin ve berât verilen köylerde de kılınabilir),
Emir veya vekilinin kıldırması, Öğle namazı vaktinde kılınması, Cemaatin huzurunda hutbe okumak,
İmamdan başka üç kişi bulunmak, Cuma kılınan yer herkese açık olmak.
Bazı Nâfile Namazlar
İnsan farz namazları noksansız edâ etmekle beraber, bunun dışında nâfile olan evvâbin, teheccüd , duhâ ve tesbih namazlarını da kılmaya gayret etmelidir. Çünkü, bunlarda sayılamayacak kadar büyük sevap ve hasene vardır. Bir hadis-i kudsîde Cenâb-ı Hak: "Kulum farzlarla benim azabımdan kurtulur, nâfilelerle de bana yaklaşır." buyuruyor
Evvâbin Namazı
Evvâbin namazında yüz hasene (ilâhî ihsan) vardır. Cenâb-ı Hakk bunun yetmişbeşini âhirette, yirmibeşini de dünyada verir. Binâenaleyh evvâbin kılmaya devam edenler mahşer sıkıntısı çekmezler. Evvâbin namazı akşam namazını müteâkip 6 rek'at olarak kılınır.
Duhâ Namazı
Duhâ namazında da yüz sevap vardır. Cenâb-ı Hakk bunun yetmişbeşini dünyada, yirmibeşini âhirette verir. Binâenaleyh duhâ namazı kılmaya devam edenler dünya sıkıntısı çekmezler. Duha namazı, güneş doğduktan 45 dakika sonra 6 rek'at olarak kılınır.
Teheccüd Namazı
Teheccüd namazının sevabı hudutsuzdur. Kılmaya devam edenlerin duâsı kabul, dereceleri yüksek olur. Resûlüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Efendimiz'in hiç terketmediği bir namazdır. Bu da 6 rek'at olarak teheccüd vaktinde kılınır.Teheccüd vakti, gece, öğlenin girdiği vakitte başlar, imsak vaktine kadar devam eder. Meselâ: gündüz öğle vakti saat 12'00'de ise gece saat 12'00 de teheccüd vakti giriyor demektir.
Bu namazların niyetleri ve nasıl kılınacağı "Mübârek Gün ve Gecelerde Yapılması Tavsiye edilen DUÂ ve İBÂDETLER" isimli eserimizde geniş olarak izah edilmiştir.
Tesbih Namazı
Tesbih namazı tevbenin, istiğfarın en büyüğü ve bütün vücudla yapılanıdır.
Hazret-i İkrime'den ve o da Hazret-i İbn-i Abbas'dan rivâyet etmişlerdir ki, Hazret-i Resûlü Ekrem (sallallâhü aleyhi ve sellem) muhterem amcaları Hazret-i Abbas'a hitaben tesbih namazı ile alakalı şöyle buyurmuşlar:
"Ey amca, sana on haslet haber vermekle ikram etmiş olayım ki, onu işlediğin vakit günahının evveli ve âhiri, yenisi ve eskisi, hatâen ve kasten yapılanı, küçüğü ve büyüğü, gizlisi ve aşikâr olanı mağfiret edilmiş olsun..... Muktedir olursan bu tesbih namazını her gün kıl. Her gün kılamazsan ayda bir kere kıl. Onu da yapamazsan senede bir, onu da yapamazsan ömründe bir kere kıl."
Cenâze Namazı
Cenâze namazı, vefat eden din kardeşlerimiz hakkında duâ olmak üzere bir farz-ı kifâyedir.
Cenâze namazının kılınması için aranan şartlar şunlardır:
Ölenin müslüman olması. Müslüman olduğu bilinmeyen, bu hususta hâli gizli olan kimsenin cenâze namazı kılınmaz. Ölenin müslüman olduğuna muteber şâhid ve delil lâzımdır .
Ölünün yıkanarak temiz kefene sarılmış olması.
Ölünün, imam ve cemaatin önünde olması.

Ölünün tamamının veya bedeninin çoğunun mevcut olması. Eğer bedeninin çoğu gitmiş veya başsız olarak
Ölünün tamamının veya bedeninin çoğunun mevcut olması. Eğer bedeninin çoğu gitmiş veya başsız olarak yarısı varsa namazı kılınmaz, yıkanmaz. Bir beze sarılarak gömülür.
Cenâze Namazının Kılınışı
Cenâze namazı dört tekbir ve kıyâmla edâ edilir. Bu namazda secde ve rükû yoktur.
İmam, ölünün göğsü hizasında durur. Cemâat da arkasında saf tutar. Cemâata ölünün erkek veya kadın olduğu duyurulur, ona göre niyet edilir. Yâni "Allâh için namaza, meyyit için duâya, er kişi (veya hâtun kişi) niyetine uydum hâzır olan imâma" diye kalben niyet edip imamın arkasından tekbir alınır. İlk tekbiri alırken eller kulak hizâsına kadar kaldırılıp göbek altında bağlanır, Sübhâneke, "ve celle senâüke" ile okunur.
Bundan sonra eller kaldırılmadan ikinci bir tekbir alınır. Bu tekbirleri imam âşikâr, cemâat ise gizli alır. "Allâhümme salli ve Allâhümme bârik..." okunur. Bundan sonra üçüncü tekbir alınır ve cenâze duâsı okunur.
Cenâze duâsını bilmeyenler burada "Allâhümme innâ nesteıynüke..." yi yâni kunut duâsını veya duâ niyeti ile Fâtiha-i şerîfeyi okurlar. Daha sonra dördüncü tekbir alınır, eller yan tarafa bırakılıp selâm verilir.
Üçüncü tekbirden sonra okunacak cenâze duâsı:
"Allâhümmağfir lihayyinâ ve meyyitinâ ve şâhidinâ ve gâibinâ ve kebîrinâ ve sağîrinâ ve zekerinâ ve ünsânâ. Allâhümme men ahyeytehû minnâ feahyihî alel islâmi ve men teveffeytehû minnâ feteveffehû alel îmâni ve hussa hâzelmeyyite (*) birravhi verrâhati verrahmeti velmağfireti verrıdvân. Allâhümme in kâne muhsinen (**) fezid fî ihsânihî ve in kâne müsîen fetecâvez anhü ve lakkıhil' emne velbüşrâ velkerâmete vezzülfâ birahmetike yâ erhamerrâhimîn." (***)
(*) Kadın ise "hâzihil meyyite" denir.
(**) Kadın ise "in kânet muhsineten fezid fî ihsânihâ ve in kânet müsîeten fetecâvez anhâ ve lakkıhel'emne" denir.
(***) Mânâsı: Allâh'ım! Bizim dirilerimizi, ölülerimizi, hâzır ve gâib olanlarımızı, büyüklerimizi ve küçüklerimizi, erkeklerimizi ve kadınlarımızı afv ü mağfiret buyur. Yâ Rabb! Bizden yaşattıklarını İslâm üzere yaşat. Bizden öldürdüklerini iman üzere öldür. Bilhassa bu ölüyü kolaylığa, rahatlığa, mağfirete, rızâna erdir. Yâ Rabb! Eğer bu ölü, muhsin ise ihsanını artır; ve eğer yaramaz bulunmuş ise affet. Kendisine emniyet, beşâret, kerâmet ve kurbaniyet nasib buyur, rahmetinle, ey erhamerrâhimîn."
Cenâze erkek çocuk ise, yukarıdaki duâ "alel îmâni" den itibaren şöyle okunur: "Allâhümmec'alhü lenâ feratan vec'alhü lenâ ecran ve zuhrâ. Allâhüm-mec'alhü lenâ şâfian ve müşeffean."
Cenâze kız çocuk ise, yukarıdaki cenâze duâsı "alel îmâni" den itibâren şöyle okunur: "Allâhümmec'alhâ lenâ feratan vec'alhâ lenâ ecran ve zuhrâ. Allâhümmec'alhâ lenâ şâfiaten ve müşeffeaten."
Mühim Hatırlatma
Bir çok kimseler, cenâze namazının dördüncü tekbirinde, ya hiç ellerini bırakmadan selâm vermekte veya sağ tarafa selâm verince sağ elini, sol tarafa selâm verince de sol elini yana bırakmaktadır.
Bu hareketlerin her ikisi de yanlıştır. Doğrusu, dördüncü tekbiri aldıktan sonra her iki eli yana bırakıp selâm vermektir. Çünkü kendisinde sünnet olan bir zikrin bulunduğu kıyamlarda eller bağlanır. Sünnet olan bir zikrin kalmadığı kıyamlarda ise, eller bağlanmaz, yana salınır. (Dürer, 1/ 53)
Cenâze namazı içinde imam açıktan "Allâhü Ekber" diye tekbir aldıkça bazı kimseler kafalarını kaldırmaktadırlar. Bu da yanlış ve tehlikeli bir harekettir. Doğrusu, ne kafa ile ve ne de başka bir azâ ile namaz müddetince hiçbir harekette bulunmamaktır.
Cenâze namazı kılınıcak yer veya ayakkabı temiz değilse, ayakkabıyı çıkarıp üzerine basmalıdır.
Kabir Suâli
İnsan öldükten sonra kabre konulunca ona iki melek gelip; rabbinden, dininden, peygamberinden, kitabından, suâl sorarlar. Îman, itaât ve iyi amel sahiplerine Cenâb-ı Hakk orada meleklerin suâline cevap verecek bir kudret verir. Böylece meleklerin suâllerini cevaplandırmaya muktedir olurlar. Fakat kâfirler ve isyan ehli, Münker ve Nekir adlı suâl meleklerini görünce, heybetlerinden korkarak tutulup kalırlar, cevap veremezler.
Melekler, suâllerine cevap verebilen mü'minleri cennetle müjdeler ve o andan itibaren bu mü'mine ilâhi ihsan ve mükâfatlar başlar.
Cevap veremeyen kâfirlere ve günahkârlara ise: "Vah, yazıklar olsun sana" derler. Ve o kimsenin vücûduna cehennemden derhal mânevi bir hat bağlanır. Artık kabrinde sıkıntı içinde âzâb çekmeye başlar.
Kabirde Suâl ve Cevapları
Rabbin kimdir?
Rabbim, Allâhü Teâlâ.
Dinin nedir?
Dinim, Din-i İslâm.
Peygamberin kimdir?
Peygamberim, Muhammed aleyhisselâm.
Kitabın nedir?
Kur'an-ı Azimüşşândır.
Kıblen neresidir?
Kıblem, Kâbe-i Muazzama.
Kimin zürriyyetindensin?
Hz. Âdem aleyhisselâmın zürriyetindenim.
Hangi millettensin?
Milletim, Millet-i İbrahim aleyhisselâm,
Mü'minim Hakkâ, Müslümanım Elhamdülillah.