12 Mayıs 2014 Pazartesi

sİYER ANA BAŞLIK ÖZET 2 VEDA HUTBESİ

SİYER ÖZET.
1 - DOĞUMU-AİLESİ-ÇOCUKLUĞU ?GENÇLİĞİ
Sevgili Peygamberimiz Hz.Muhammed(s),20 Nisan 571 yılında Mekke?de doğdu.Annesinin adı Amine,babasının adı ise Abdullah?tır.
Peygamberimizin babası Abdullah,O daha doğmadan önce ölmüştü.Ana Muhammed ismini dedesi Abdulmuttalip vermişti.O?nun dört tane ismi vardır:
1 ? Muhammed 2 ? Ahmet 3 ? Mustafa 4 ? Mahmut
Doğduktan bir süre sonra Mekkedeki geleneklerden dolayı bir süre için süt aneye verild.Süt annesi Halime O?na 4 yaşına gelinceye kadar baktı.Böylece daha iyi bir havada yetişti.
4 yaşından sonra annesi Amine Onu yanına geri aldı.6 yaşına geldiğinde ise annesi Amine de öldü
6 yaşından sonra kendisine dedesi Abdulmuttalip bakmaya başladı
8 yaşına geldiğinde dedesi de vefat edince amcası Ebu Talip?in yanında kalmaya başladı.Amcası O?na hem çocukluğunda ve gençliğinde baktı hem de Peygamber olduktan sonra Mekkelilerin Ona karşı yaptığı saldırıların çoğunu engelledi.Aynı zamanda Mekkeliler kendisine zarar vermek isteseler bile,Ebu Talip?ten çekindikleri için ,bu? planlarını terk etmek zorunda kaldılar.Peygamberimiz de O?nun bu iyiliğini hiçbir zaman unutmamıştır.Peygamberimize Mekkelilerin yaptığı kötülüklerin hemen hemen hepsi Ebu Talip öldükten sonra olmuştur.Ebu Talip ticaretle uğraşan birisidi.
.Peygamberimiz 12 yaşında iken Onunla beraber Suriye?ye doğru ticaret mallarını satmak için yola çıkmışlarken,yolda Busra denilen bir yerde mola verdiler.Bir papaz olan Bahira,orada,ondaki değişik durumların olduğunu fark etti.O?nun daha önce Hz. İsa?nın İncil?de de bildirdiği gönderilecek olan son peygamberin olduğunu anladı..Amcasından O?nu daha fazla ileriye ***ürmemesini,aksi halde Yahudilerin kendisini öldürebileceğini söyledi.Çünkü Yahudiler de son bir peygamberin geleceğini biliyorlardı. Fakat onlar bu son peygamberin kendi içlerinden birisinin olmasını istiyorlardı.
Bunun üzerine Ebu Talip,ticaret mallarını orada satarak,Mekke?ye hemen geri döndü.
25 yaşına geldiğinde artık ticaretten de anlayan bir delikanlı olmuştu.Bu zamanlarda40 yaşına ulaşmış,ahlak ve terbiye konusunda son derece ileri durumda olan Hatice isminde zengin ve dul bir hanımefendi vardı.Bu hanım çok zengindi. Fakat kendisi kadın olduğu için ticaret mallarını satmak için uzak yerlere gidemiyordu.O da,başka erkeklerle ticaret ortaklığı kurup,elde edilen karı paylaşıyordu.Zaten ahlakı bozuk olan bu toplumda,sürekli aldatılıyor ortakları elde ettikleri gerçek karı,açıklamıyorlar.Bu işten iyice canı yanan Hz.Hatice bu sefer gerçekten kendisine güvenebileceği bir ortak aramaya başladı.Kendisine 25 yaşındaki O genci,Hz.Muhammed?i tavsiye ettiler.Hz.Muhammed?le yaptığı ortaklıktan iyi bir gelir elde etti.Aradığı ortağını bulmuştu.Hem de ne ortak.O ilk başta ticarette kazanayım derken Allah onlara öyle bir kader çizmişti ki ,bu ticaretin sonunda,birbirlerine ne kadar da yakıştıklarını anlayıp,hayatlarını da ortak ettiler.Evlenmeye karar verdiler.Sade bir törenle evlendiler.Bu ticaret ortaklığı öyle bir ortaklık olmuştu ki,sonunda birbirlerinin hayatlarına,dertlerine,tasalarına,sevinçlerine kadar herşeyleriyle ortak olmuşlardı.
Peygamberimizin Hz Hatice ile olan evliliklerindei Altı çocukları dünyaya geldi:
1 ?Abdullah, 2 ? Zeynep, 3 ? Rukiye 4 ? Ümmü Gülsüm 5 ?Kasım 6 ? Fatıma
Bunlardan Hz.Fatıma hariç bütün çocukları Peygamberimizden önce vefat etmişlerdir.
Hz.Hatice,aynı zamanda İslam?a giren ilk insan olmuş,asalet,dürüstlük,üstün ahlak ve fedakarlığı ile Haticetül-Kübra (Büyük Hatice)lakabını da almıştır.
35 yaşına geldiğinde ise Kabe hakemliği yapmış,buradaki hakemliğiyle bütün Mekkelilerin saygısını kazanmıştır.
Olay şudur:
Araplar tarafından da kutsal sayılan Kabe,şiddetli sel ile yıkılmştı.Bunun üzerine Mekkeliler bir araya gelerek O?nu yeniden inşa etttiler.Fakat bugün bizim için de kutsal olan Hacerül-Esved(Türkçe?mizde Karataş anlamına gelir.Cennetten geldiğine inanılır.)denen taşı eski yerine koymaya sıra gelince,herkes bu işi kendisi yapmak,bu şerefi kendisi elde etmek istedi.İş öyle cidileşti ki, aralarında sonu savaşa kadar gidebilecek tartışmalar başladı.Bunun üzerine tarafsız bir hakem bulmaya karar verdiler.:Sabahleyin Kabe sınırlarına ilk kim gelirse O hakem olacak ve O?nun vereceği karara herkes uyacaktı.Sabah olunca öyle güzel bir olay olur ki;içeriye ilk gelen Hz.Muhammed?dir.O?nun gelişi herkese derin bir nefes aldırdı.Çünkü haksızlık yapmayacak,harkesin güvendiği bir insandı O.Peygamberimiz elbisesini çıkardı.Hacerül ?Esved?i üzerine koydurdu.Ve her kabileden birer kişinin taşı kaldırmasını istedi.Taş yeterli yüksekliğe çıkınca da kendi elleriyle yerine yerleştirdi.Herkes bu olaydan memnun olmuştu.Nasıl memnun olmasınlar ki,hem taşı yerine koyma işine herkes katılmış hem de en önemlisi çıkabilecek bir savaş engellenmişti.Bu olaydan sonra Peygamberimize Muhammedül-Emin (Güvenilir Muhammed)lakabı takılmıştır.
Hz.İsa?dan beri yaklaşık 600 yıldan beri peygamber gelmemişti.İnsanlık bir Peygambere,bir rehbere muhtaçtı. İlahi kitaplar değiştirilmiş,ahlak ve manevi değer diye bir şey kalmamıştı.Bütün çirkin işler son derece yaygınlaşmıştı.Hatta insanlar köle olarak satılmaya,kız çocuklar canlı canlı toprağa gömülmeye başlanmıştı.
Peygamberimiz bütün bu çirkin işlerden uzak duruyordu.Özellikle 35 yaşlarından sonra sık sık Mekke?nin dışına çıkıyor,Hira Mağarasında yalnızlığa çekiliyordu.
40 yaşlarında yine böyle bir durumda (610 yılında)Cebrail (as) O?na görünüp kendisinden ??Okumasını istedi.O da okuma bilmeği cevabını verdi.Bu durum birkaç kez tekrarlanınca,??Ne okuyayım??diye sordu.Cebrail (as) da (Yaratan Rabbinin adıyla oku.........diye başlayan )ALAK suresinin ilk beş ayetini kendisne bildirdi.Bu olayla Peygamberimizin Peygamberlik görevi başlamış oldu.
Bu vahyin sonunda O?na ılk inanan insanlar şunlardır:
1 ?İlk müşlüman Kadın :Hz.Hatice ( Hanımı)
2 ? ilk müslüman Erkek :Hz.Ebubekir (Çok samimi arkadaşı)
3 - İlk müslüman Köle :Hz.Zeyd (Köle olarak alıp,sonra Onu serbest bıraktığı kimse.
4 ? İlk müslüman Çocuk :Hz.Ali (Amcası Ebu Talip?in oğlu.)
Peygamberimiz insanları 3 yıl boyuca İslam?a gizlice davet etti.Bundan sonra açıktan açığa davet etmeye başladı.Bu durum doğru yola ulaşmak istemeyen Müslümanlara karşı olmadık işkenceler yapmaya başladılar. Bu işkenceler dayanılmaz hal almaya başladı.Bunun üzerine Peygamberimiz bir grup müslümanı Habeşistan?a gönderdi.Bu; Müslümanların İLK HİCRET?İ oldu.Bu ilk hicret 615 yılında olmuştur.
Peygamberimiz 13 yıl boyunca Mekkelileri İslam?a çağırdı.Bu uğurda her türlü sıkıntıya katlandı.
Peygamberliğinin 11.yılında Medine?den gelen bir grup insan Müslüman olmuşlardı.Ertesi sene daha büyük bir grup gelerek Müslüman oldular. Peygamberimizi canları,malları ve evlatları gibi koruyacaklarına söz verdiler.Kendisini Medine?ye davet ettiler.
Bu arada Mekkelilerin Müslümanlara karşı olan tutumları hiç değişmemiş,hatta daha da artmıştı.Bunun üzerine peygamberimiz Allah?tan gelen izinle Medine?ye hicret etmeye karar verdi.Medine?ye gitmesi halinde bunun kendileri için daha da büyük bir tehlike olacağını anlayan Mekkeliler,Darun-Nedve(Mekke İdare Meclisinde) toplanarak Peygamberimizi öldürmeye karar verdiler.Fakat bunu gerçekleştiremediler.Hz.Ebubekir ile uzun ve tehlikeli bir yolculuktan sonra Medine?ye vardılar.Bu hicret İslam tarihi bakımından çok önemlidir.Çünkü:
1 - İslam Medine?de yükselip büyümüş ve bütün dünyaya bu şehirden yayılmıştır.
2 ? Hz.Ömer?in halifeliğinden itibaren de bu olay müslümanlar tarih başlangıcı olmuştur.
MUHACİR VE ENSAR
MUHACİR : Dinleri ve inançları uğruna,Mekke?den Medine ye göç eden Müslümanlara denir.
ENSAR : Mekkeli Müslümanlara yardım eden Medineli Müslümanlara da Ensar denir
Peygamberimiz Ensar ve Muhaciri kardeş ilan etmiş,onlar da bu kardeşliği gerçekten uygulamışlardır.
MEDİNE DÖNEMİ VE SAVAŞLAR
Mekkeliler,Müslümanların Medine?de de yaşamalarını istemiyorlardı.Çünkü,eğer orada rahat ederlerse Müslümanlığın her tarafa yayılacağını biliyorlardı.Bunun için de Müslümanları resmen savaşa zorluyorlardı.Oysa peygamberimize henüz savaşma emri ve izni verilmemişti.Bu yüzden kimseyle savaşa girmiyordu.Yüce Allah?ın savaş emrini verdikten sonra Hz.Peygamber Mekkelilerle 3 önemli savaş yapmıştır:
PEYGAMBERİMİZİN SAVAŞLARI :
1 ? BEDİR SAVAŞI : (MART 624 - Hicretin 2.yılı )
Müslümanlar :305 kişi
Mekkeliler :1000 kişi
Savaşın Sebebi Mekkelilerin;ellerinden kaçırdıkları Müslümanlardan intikam almak,ve onları yok etmek istemeleri.
Savaşın Sonucu :
1-Müslümanlar bu savaşı kazandı. 2-Mekkeli müşriklerin bazı elebaşıları öldürüldü.
3-Mekkelilerden 70 kadar kişi öldü,70 kadarı da esir alındı. 4-Müslümanlardan da 14 kişi şehit oldu..
Esirlere ne yapıldı?
1-Maddi durumları iyi olanlar para karşılığı serbest bırakıldı.
2-Bunlardan okuma-yazma bilenler;10 Müslüman?a okuma yazma öğretmeleri karşılığında serbest bırakıldı.
3- Fakir esirler ise karşılıksız olarak serbest bırakıldılar
Bedir Savaşının Önemi :
1-Bedir Savaşı İslam?ın ve Müslümanların artık kendilerini kabul ettirdiği bir savaş olmuştur.
2-Bu savaşla Medine İslam Devletinin temeli atılmıştır.
3-Zaferle sonuçlanan bu savaşla hem İslam Dini ve hem de Müslümanlar kuvvetlendiler.
4-Bu savaştan sonra Mekkeliler Müslümanlardan korkmaya başlamışlardır.
UHUD SAVAŞI (MART 625 -Hicretin 3.yılı.)
Müslümanlar:700 kişi Mekkeliler :3000 kişi
Savaşın Sebebi .Bu savaş Mekkelilerin Bedir Savaşının yenilgilerinin intikamını almak istemeleridir.
Savaşın Sonucu: Bu savaşta da Müslümanlar galip gelmek üzere iken,peygamberimizin ısrarla hiç ayrılmamalarını istediği okçuların savaşı kazandık zannederek yerlerini terk etmeleri sebebiyle,Müslümanlar büyük zararlar verdiler.
1-Peygamberimizin amcası Hz.Hamza bu savaşta şehit oldu.
2-Müslümanlardan 70 kişi şehit oldu.
Uhud Savaşının Önemi:Bu savaşın sonunda Müslümanlara komutanın ve Peygamberin sözlerini her zaman dinlemenin gerektiği anlaşılmıştır
HENDEK SAVAŞI(MART 627 )
Müslümanlar : 3.000 kişi Mekkeliler : 10.000 kişi
SAVAŞIN SEBEBİ : Mekkelilerin,Müslümanları tamamen ortadan kaldırmak için Medine?yi kuşatmaları.
SAVAŞIN SONUCU :Müslümanlar Şehrin ovaya bakan kısmını,hendekler(çukurlar)kazarak,savunma yaptılar.Mekkeliler 20 gün boyunca kuşatmayı sürdürdüler. Erzaklarının da tükenmesi ve son gecede çıkan bir fırtına ile bütün malzemelerinin dağılması ile kuşatmaya son verip geriye dönmüşlerdir.
HUDEYBİYE BARIŞI VE MEKKE?NİN FETHİ
Hendek Savaşından bir yıl sonra hicretin 6.yılından Mekkelilerle Müslümanlar arasında bir anlaşma yapıldı.Hudeybiye denilen yerde yapılan bu anlaşmanın şartları görünüşte Müslümanların aleyhine gibi görünmüştü,fakat anlaşmanın maddeleri zamanla Müslümanların işine yaramıştır.
HUDEYBİYE BARIŞININ ÖNEMİ
Bu anlaşma Mekke?nin fethedilmesini sağlamış bir anlaşmadır.
Anlaşma maddelerinin bir kısmı şöyledir :
1 ? İki taraf da 10 yıl boyunca barış içinde bulunacaklardır.
2 ? Mekkelilerden,Medine?ye kaçan olursa Müslümanlar o?nu Mekkelilere geri vereceklerdi.
3 ? Medine?den Mekke?ye kaçan olursa Mekkeliler ise geri vermek zorunda olmayacaklardı.
4 ? Müslümanlar bu yıl umre yapmayıp,gelecek yıla erteleyeceklerdi.Gelecek yıl ise Mekkeliler şehri terk edecekler,,Müslümanlar da şehre silahsız olarak gireceklerdi.Şehirde en fazla 3 gün kalacaklardı.
Ancak Mekkeliler bu anlaşmaya uymadılar.Bunun üzerine Hz.Peygamber de 10.000 kişilik bir ordu ile Mekke üzerine yürümek zorunda kaldı
Mekke civarına geldiklerinde İslam Ordusu konakladı.Peygamberimiz (s)in emriyle on bin terde ateşler yakıldı.Bu kalabalığı gören Mekkeliler;karşı koymaya cesaret edemediler.Hicretin 8.yılında (630 yılında,kan dökmeden Mekke?ye girdi. Yıllarca kendisine ve Müslümanlara eziyet eden Mekkelileri de bağışladı Bu davranışı ile O büyüklüğünü gösterdi. Bunun üzerine Mekkeliler gruplar halinde Müslüman oldular.
VEDA HACCI VE VEDA HUTBESİ
Hz Peygamberin Hicretin 10.yılında Veda niteliğindeki yaptığı son Hacca ?VEDA HACCI ? denir.Bu hacda yaptığı son hutbeye(konuşmaya) da ?VEDA HUTBESİ? denir
Veda Hutbesinde İslamın genel prensiplerini,kendisini dinleyen 100.000 kişi ye birkez daha hatırlattı.
VEDA HUTBESİNDE YER ALAN KONOLARIN BAZILARI ŞUNLARDIR
1 ? Allah?tan başka ilah yoktur.Ben de Onun kulu ve peygamberiyim.
2 ? Birbirinizin malları ve kanları birbirinize haramdır. 3 ? Emanetlere ihanet etmeyin.
4 _Faiz yemeyin. 5 ? Kimseye zulmetmeyin. 6 ? Dininizi korumak için küçük günahlardan da kaçınız..
7 ? Kadınların haklarını çiğnemeyin.
8 ? Size iki emanet bırakıyorum.Ona sımsıkı sarılırsanız yolunuzu şaşırmazsınız :Bunlar Kuran-ı Kerim ve Benim Sünnetimdir. 9 ? Birbirlerinizin mallarını haksız yere yemeyin.
VEFATI
Bu büyük haccın arife gününde şu ayet inmişti:?Bugün dininizi tamamladım.Size nimetimi tamamladım.Ve din olarak size İslamı seçtim.??Hz.Ömer bu ayeti işitince ağladı.Çünkü Peygamberimizin vefatının yaklaştığını anladı.
Peygamberimiz sanki bir ayrılık toplantısı niteliğinde olan Veda Haccından bir süre sonra hastalandı.63 yaşında Hicretin 12.yılında, 8 Haziran 632 yılında vefat etmiştir.Kabri halen Medine şehrindedir.
Ashab iki kısımdır: Muhacirîn, Ensâr.
Muhacirîn, mallarını, mülklerini bırakarak Allâh rızâsı için Mekke'den Medîne'ye hicret eden Mekke'li müslümanlardır.
Ensâr ise, Medîne'nin yerlisi olan müslümanlardır. Medîne'ye hicret eden müslüman kardeşlerine, Allâh rızâsı için bütün varlıklarıyla yardımda bulunmuşlardır. Her iki zümre de Allâh rızâsı için yaptıkları bu hareketlerinden dolayı çok büyük sevap ve derece kazanmışlardır.
Peygamberlerden sonra insanların en büyüğü Ashâb-ı Kirâm'dır. Ashâbın da en büyüğü sırasıyla Hazret-i Ebû Bekir, Hazret-i Ömer, Hazret-i Osman, Hazret-i Ali'dir. (Radıyallâhü anhüm).
Aşereyi mübeşşere.
Hz. EBU BEKİR, Hz. ÖMER b. HATTAB,Hz. OSMAN b. AFFAN,Hz. ALİ (k.v),SA'D b. EBİ VAKKAS

ABDURRAHMAN b. AVF, EBU UBEYDE b. el CERRAH,ZUBEYR b. el AVVAM,TALHA b. UBEYDULLLAH,SAİD b. ZEYD

MİNİ RİSALE 10 GENEL KAVRAMLAR

Cinayet: İhramlıyken harem bölgesinde yapılması yasak olan şeylerin yapılmasına denir.
Remyi cimar: Şeytan taşlama işlemi. vedia: emanet mal. lukata: buluntu mal.
selbi sıfat: Allahın ne olmadığını ve neler yapmadığını ifade eden sıfatlar.
Fevat: Hac vazifesini yapan kimsenin süresi içinde arafe vakfesine yetişememesi.
Garibul Kuran: Tefsirde anlaşılması zor olan kelimeleri konu edinir.ilmin öncüsü Abdullah b. abbastır.
Hakkal yakin. Yaşayarak elde edilen bilgidir. tatmayan bilmez.yakin ifade eden bilgilerin en yüksek mertebesidir.
Hünsa: Erkekmi kadınmı olduğu belli olmayankimse.erkeklik dişilik yönünden biri ağır basmıyor ve tercihte bulunamıyorsa buna hünsai müşkil denir.
Delk: Abdest ve gusülde uzuvların ovulması. Cevamiul kelim: peygamberin az sözle çok şey ifade etmesi.
Arasat: Hesap yeri, mahşer yeri, mevkif. Secavend: Ayetlerde durulması ve geçilmesini belirleyen işaretlere denir.
Sahibi tertip: Kazaya kalan namaz sayısı 5 i geçmeyen kimseye denir.
Tahkiki iman: delillere, bilgiye araştırmaya sorgulamaya dayanan imana denir.
Tefsirin tedvini, yazılı hale getirilmesi hadis içerisinde başladı.
Tahaddi ayetleri: Kuranın bir benzerinin getirilemeyeceğini söyleyerek meydan okuyan ayetler.
Kuran hristiyanlar için nasrani kavramını kullanır. İhcac: hac için bedel tutmaya denir.
Kabenin 4 rüknü: 1) Rüknü haceri esved, 2)Rüknü Yemani, 3) Rüknü Iraki, 4)Rüknü Şami.
Berzah: Ölümden Mahşerdeki dirilişe kadar süren hayat kabir/Berzah hayatıdır.
Haraç Arazisi: İşletenlerden haraç vergisi alınan arazi. Bu arazinin sahibi devlettir, işletenler gayrimüslimdir.
Havaici Asliye: Asli İhtiyaçlar, temel ihtiyaçlar.
Havli Havelan: Nisab miktarına ulaşan bir malın sahibinin elinde bir yıl kalması.
İddihar: Biriktirme, saklama,karaborsacılıkta bulunma.

Müellefei kulub: Müslüman olmadıkları halde, gönüllerini islama ısındırmak için  müslümanlar tarafından kendilerine zekat verilen islama meyilli kişiler.
Öşür: Ondabir.
Öşri Arazi: Masrafsız tarım arazisi. Bu araziden elde edilen ürünün onda biri zekat olarak verilir.
Amil: Zekat toplayan memur. Füruu: Bir kimsenin çocukları, ve onların çocukları. Alt soy.
ZİHAR: Bir kimsenin karısına öfkelenerek "sen bana anamın sırtı gibisin" demek suretiyle onu kendisine haram etmesi.( )
ZERKETMEK: Bir sıvıyı şırınga ile vücuda vermek.
Ru'yeti Hilal: Hilal Halindeki ayın, Yeryüzünden ilk defa görülmesi. Nezretmek: Adamak.
Münakid: Gelecek zaman ait bir işi yapıp yapmayacağına dair yemin.
Mesammat: Ter çıkmasına ve bedenin teneffüs etmesine yarayan deri üzerindeki gözenekler.
Lağv: Rasgele yemin. İskatı Savm: Farz veya vacip olan oruçlarını tutmadan ölen kimsenin bu oruçları için verilen fidye.
Fecri Sadık: Tan yerinde güneş doğuncaya kadar devam eden sürekli aydınlık. Gerçek aydınlık.
Fecri Kazip: Tan yerinde güneş doğmadan önce görülen ve kısa bir süre sonra kaybolan geçici aydınlık.
Tekfin: Ölüyü kefene sarma. Tehlil: Le ilahe illallah cümlesini söylemek.
Şiar: Alamet, nişan,eser, belirti, ayırdedici işaret.
Revatip namazlar: Farz namazlarla beraber kılınan sünnetlere denir.
Rgaib namazlar: Farz namazlara bağlı olmayarak kılınan nafile namazlar.
Lifafe: Cenazenin kefenlenmesinde baştan ayağa uzanan ve izardan uzun olan örtü.
Kamis: cenazenin kefenlenmesinde boyundan ayaklara uzanan örtü.
İzar: Kefenlemede baştan ayağa kadar uzanan örtü.
İskatı salat: Kişinin sağlığında kılamadığı namazların fidyesini vererek namaz borçlarından kurtarıldığının sanılması.
Hazar: İstirahat zamanı,sulh hali.Cemi suri: Birleştirilecek iki namazdan birincisini vaktinin son anında, ikincisinide tam vakti girdiği sırada kılmak.
Azimet: yola çıkmak, hareket etmek. Tehir Etmek: Geciktirmek.
İstibra: erkeklerin tuvaletten çıktıktan sonra idrarın tamamen boşalması için bekleyip temizlenmesi.
İstihaze: Rahimden gelmeyip bir hastalık sebebiyle damardan çıkıp tenasül organı yoluyla gelen kandır. Hayızda üçgünden az on günden fazla lohusalıkta da kırk günden fazla devam eden kana istihaze dendiği gibi 9 yaşına girmemiş çocuktan ve 55 yaşını geçmiş kadından gelen kanada istihaze denir.
Teselsül: Birbiri ardına zincirleme devam etme, varlıkların sınırlanıp sonsuza uzanması.
Araz: Kendi kendine var olmayıp, başka bir cevherle meydana gelen hal ve keyfiyet.
Ayan: Besbelli, apaçık, açık seçik. İbda: Bir şeyi yokluk alanından varlık alanına çıkarma.
İhtira: Benzeri görülmemiş bir şey ortaya çıkarma. Hudüs: Sonradan ortaya çıkarma.
Muharrik: Haraket ettirici. Muhdis: Yaratıcı. Mümkünil vücud: Varlığı mümkün olan.
Nazariye: Kuran teori. Samadiyet: Bütün ihtiyaç sahiplerinin yöneldiği varlık, Allahın sıfatlarından biridir.
Selbi sıfat: olumsuz sıfat. Vacibul vücut: Varlığı zorunlu olan varlık.

MİNİ RİSALE 9 KURBAN BAHSİ

Kurban
Kurban, Allâhü Teâlâ'ya yakınlık için, ibâdet niyetiyle kurban bayramı günlerinde, kurbana müsait bir hayvanı kesmektir.
Kendisine fıtır sadakası vâcip olan kimselere kurban da vâciptir. Yâni nisaba mâlik olan hür, mukîm, her müslümana vâciptir.

Kurban, kesenin kendi nefsine bedel olarak kesilir. Allâh rızâsı için hâlisâne bir niyetle kesilen kurbanın akan ilk kanı ile birlikte kurban kesen mü'minin günahlarınınbağışlanacağı beyân olunmuştur.
Kurbanın Kesilme Vakti, Şekli ve Niyet
Kurbanın kesilecek vakti, Kurban Bayramı'nın birinci, ikinci ve üçüncü günüdür. Ancak, günlerin tesbitindeki hesap hataları göz önünde bulundurulmalı ve imkân nisbetinde üçüncü güne bırakmamaya gayret etmelidir. Zaten efdal olan da birinci günü kesmektir.
Kurbanı Kesme Şekli
Kurbanlık hayvan incitilmeden kıbleye karşı yatırılır.
Ayakta iken duâsı okunur.
Üç defa "Allâhü ekber, Allâhü ekber lâ ilâhe illellâhü vallâhü ekber, Allâhü ekber ve lillâhilhamd" diye tekbir alınır ve şöyle niyet edilir:
- "Yâ Rabbi! Şu vücûdum sana karşı o kadar hata, o kadar isyân etti ki, affedilebilmem için bu vücûdu sana kurban etmem icabediyor. Fakat sen şerîatınla insan kurban etmeyi haram kıldığından vücûduma bedel olarak bu hayvanı kesiyorum, kabul eyle Yâ Rabbi, Bismillâhi Allâhü ekber." deyip kurban kesilir.
Evlâ olan, kişinin kurbanını kendisi kesmesidir. Ancak, kesmek elinden gelmeyenin, müslüman birini vekil edip yanında durması efdaldir.
Bazı terimler:
Karz: geri ödenmek üzere birine verilen mal, borç.
İla: Kocanın 4 ay veya daha fazla karısına yaklaşmayacağına yemin etmesi, adamasıdır.
Lian: karısına zina etti deyip bunu ispat edemeyen karı kocanın karşılıklı lanetleşmesididr.
Rici talak: kocaya yeni bir nikaha ihtiyaç olmadan boşadığı karısına dönme imkanı veren boşama türüdür.
Bain talak: kocaya boşadığı eşine ancak yeni bir nikahla dönme imkanı veren boşama şeklidir.
Akika kurbanı hanefide mübahveya mendupken diğerlerinde sünnet, zahirilere göre vaciptir.
Sahih ilmam: Umre ile hac arasında herhangi bir sebeble memlekete dönmek.
Hedy: hac ve umre menasikiyle ilgili kesilen kurbana denir.Kurban bayramı dolayısıyla kesilene ise udhiyye denir.

MİNİ RİSALE 8 HAC BAHSİ

Hac, zilhicce ayında ihrama girerek arefe günü Arafat'ta vakfe yapmak, sonra da Kâbe'yi tavaf etmekten ibarettir. Şartlarını hâiz olan her müslümana, ömründe bir defa hac yapmak farzdır.
Haccın Farz Olmasının Şartları
Müslüman olmak,
Ergenlik çağına ulaşmış olmak,
Akıllı olmak,
Hür olmak,
Aslî ihtiyaçlarına ve evine dönünceye kadar âile ferdlerine yetecek, yol ve vasıta masraflarını karşılayacak kadar paraya sahip bulunmak.
İslâm memleketi olmayan yerde müslüman olan kişi, haccın farz olduğunu bilmek.
Haccın Edasının Farz Olma Şartları
Vücudun sıhatte olması,
Yol emniyetinin bulunması,
Kadının, kocası veya mahreminin (oğlu, kardeşi, babası gibi, nikâhlanması câiz olmayan bir yakınının) yanında bulunması.
Kocası ölen veya boşanmış olan kadının iddetinin bitmiş olması,
Hapislik gibi bir engelin bulunmaması.
Haccın Sıhhatinin Şartları
İhram (Hac niyeti ile ihrama girmek) Zaman (Zilhicce ayı) Mekân (Kâbe ve Arafat)

İslâm. (Yani müslüman olmak)

MİNİ RİSALE 7 ZEKAT BAHSİ

Zekat; zekâta mahsus malı, hususî şartlarıyla müstehak olana temlik ederek vermektir. Bu itibarla, zekât verecek kimse zekâta niyet ederek bir fakiri doyursa, temlik olmadığından zekâtını ödemiş sayılmaz.
Zekâtın farz olmasının şartı: Bâliğ, (ergen) akıllı ve hür olan ve borcu bulunmayan müslümanın, aslî ihtiyacından fazla olarak üzerinden bir yıl geçen nisap miktarı mala mâlik olmasıdır. Nisap miktarı malda, ayrıca nemâ (üreme, çoğalma) da şarttır. Altın ve gümüş, çoğalmasa da, nisap miktarı olunca zekâtları verilir.
Nisap: Zekâtın vâcip olması için dinin koyduğu bir ölçüdür ki, bu da kişinin borcundan hariç 20 miskâl (80.18 gram) altın veya bunun değerinde para ve ticaret malıdır.
Paranın her 40 liradan bir lirası zekât olarak verilecektir. Canlı hayvanların zekâtı nev'ine göre değişir. Koyunda; kırkta bir, devede; beş devede bir koyun, sığırda; otuzda bir danadır. Madenler de zekâta tâbidir.
Devede 5ten 9a kadar 1 koyun, 10dan 14e kadar 2 koyun, 15ten 19a kadar 3 koyun gerekir. sığırda 30dan kırka kadar 2 yaşına basmış erkek veya dişi buzağı; 40tan 60a kadar 3 yaşına basmış erkek veya dişi buzağı gerekir. koyunda 40tan 120ye kadar 1 koyun, 121den 200e kadar 2 koyun, 200den 399 kadar 3 koyun gerekir.
Öşür
Öşür, arâzi mahsüllerinin zekâtıdır ve çıkan mahsûlden onda birini vermektir. Şâyet arâzi para ile sulanıyorsa yirmide biri verilir. Arazi mahsülleri, buğday, arpa, pirinç, darı, karpuz, hıyar, patlıcan, yonca, zeytin, susam, bal, kudret helvası şeker kamışı ve meyveler gibi mahsüllerdir. Türkiyede araziler tapulu ve sahipli olduğu için Türkiye arazisi öşür arazisidir. Ziraatle uğraşan müslümanların yediklerinin helal olabilmesi için bu öşür zekâtını mutlaka vermeleri lâzımdır.
Masârıf-ı Zekât
Masârıf-ı zekât, zekâtın verilip sarfolunabileceği yerler demektir ki, 8'dir. Tevbe sûresinin 60. âyetinde açıklanmıştır.
Zekâtın Verileceği Yerler
(Nisaba sahip olmayan) Fakirler, (Hiç birşeyi bulunmayan) Miskinler, Zekât toplama memurları,
Müellefe-i kulûb, Kölelikten kurtulacak kimseler, (Borcunun karşılığı malı olmayan) Borçlular,
(Fi sebîlillah) Allâh yolunda, (Harçlıksız) Yolda kalmışlar.

Zekât bu sekiz yerden herhangi birine verilebilir. Ancak verilmesi en faziletli yer, hiçbir şeyi olmayan miskinler ve Allâh yoludur.

MİNİ RİSALE 6 ORUÇ BAHSİ SADAKA İ FITIR

Oruç
Oruç, ibâdet niyetiyle imsaktan güneş batıncaya kadar, yemekten, içmekten ve cinsî münâsebetten kendini men etmektir.
Orucun Farzları
Niyet etmek Niyetin ilk ve son vaktini bilmek,
İkinci fecirden itibaren güneş batıncaya kadar, orucu bozan şeylerden kendini tutmaktır. Oruca başlama zamanına "imsak", orucu açmaya da "iftar" denir.
Orucun Kısımları
Farz Oruç: Ramazan orucunun edâ ve kazâsı ve keffâret orucu.
Vâcip Oruç: Bozulan nâfile orucun kazâsı ve adak orucu.
Sünnet Oruç: Muharrem ayının 9'uncu günüyle beraber Âşûre günü yâni 10'ncu günü tutulan oruçtur.
Mendûp Oruç: Her aydan tutulan 3 gün oruç. O üç günün "eyyâm-ı biyz" yani Arabî ayın 13,14,15 inci günleri olması da mendûptur.
Nâfile Oruç: Şu zikrettiğimiz oruçlardan başka mekruh olmayan oruçlar nâfiledir.
Mekruh Oruç: Yalnız âşûre gününde (dokuzuncu veya onbirinci günü ile beraber olmadan) tutulan oruçtur. Ramazan bayramının birinci, kurban bayramının 1, 2, 3 ve 4'üncü günleri oruç tutmak tahrîmen mekruhtur.
Oruç Ayrıca İki Kısımdır
Geceden niyet icap eden oruçlar: Ramazanın kazâsı, nâfileden bozulan ve gününe gün tutulan oruç, keffâret oruçları, zamanı belli olmayan nezir oruçları. Bunlarda mutlaka geceden niyet şarttır.
Geceden niyet icap etmeyen oruçlar: Ramazan ayında tutulan oruç, zamanı muayyen olan nezir ve nâfile oruçlar. Bunlara geceden niyet şart değildir. Gece niyet yapılabildiği gibi, gündüzün kaba kuşluğa kadar da niyet yapılabilir. Ramazan günlerinde ister mutlak oruca niyet edilsin, isterse nâfileye veya başka bir vâcipe niyet edilsin, oruç ramazan orucu olur.
Orucu Bozup Sadece Kazâ İcap Ettiren Şeyler

Oruç hatırında iken boğazına birşey kaçmak,
Ağzına aldığı veya burnuna çektiği su boğazına kaçmak,
Niyetin vakti geçip öğleden sonra niyet etmek,
Unutarak yedikten sonra, orucu bozulmadığı halde herhangi birşeyi kasden yemek,
Ağzına giren kar veya yağmur suyunu yutmak,
İğne vurdurmak,
Burnuna ilâç çekmek,
Kulağına yağ akıtmak,
Fecr-i sâdık doğmadığı zannı ile sahur yemek,
Güneş battığı zannı ile iftar etmek,
Kusmuğunu ağzından çıkarmayıp yutmak,
Arkadaşının veya zevcesinden başkasının tükrüğünü yutmak,
Kendi tükrüğünü dışarı çıkarıp sonra yutmak,
Su veya yağ ile ıslanmış parmağını ayıp yerlerine sokmak,
Dişi kanayıp kanı, tükrüğünden fazla veya tükrüğü ile müsâvi olduğu halde yutmak,
Buhur yakıp, dumanını boğazına kaçırmak.
Orucu Bozup Kazâ ve Keffâret İcâbettiren Şeyler
Bilerek yemek-içmek
Bilerek cinsî münâsebette bulunmak,
Bilerek sigara içmek,
Ermeni kili denilen toprağı veya çamurunu yahut yemeyi adet edindiği bir çamuru yemek,
Gıybet ettikten sonra (orucu bozuldu diye) bilerek orucu bozmak,
Hanımının veya sevdiği bir kimsenin tükrüğünü yutmak,
Yukarıda sayılanlardan birini yapan kimse bozduğu orucu kazâ eder ve keffâret olarak da ara vermeden iki ay oruç tutar.
Oruçluya Mekruh Olan Şeyler
Zaruretsiz bir şey tatmak, Zaruretsiz bir şey çiğnemek,
Önceden çiğnenmiş ve tadı kalmamış bir sakızı çiğnemek,
Kişinin eşiyle sarılması ve kucaklaşması, Tükrüğünü ağzında biriktirip yutmak, Kan aldırmak.
Orucu Bozmayan Şeyler
Unutarak yemek, içmek ve cinsî münasebette bulunmak,
Dokunmak ve oynaşmak veya öpmek ile değil de sırf bakmak veya düşünmekle meni gelmesi,
Uyurken ihtilam olmak,
Meni gelmeksizin öpmek,
Delirmiş olarak sabahlamak,
Ağza gelen balgamı yutmak,
Burnuna inen akıntıyı yutmak,
Kulağına su kaçmak,
Dişleri arasında kalan nohuttan küçük bir şeyi yemek,
Elinde olmayarak çok dahi olsa kusmak.
Sürme çekmek,
Gıybet etmek,
Göze ilaç damlatmak.
Sadaka-i Fıtır
Ramazan ayında verilmesi vâcip olan bir sadakadır. Nisaba mâlik olan her müslümana vâciptir. Vâcip olmasının şartları:
Müslüman olmak, hür olmak ve aslî ihtiyaçlarından fazla olarak nisâp miktarı mala sahip bulunmaktır. Zekâtta olduğu gibi bu malın nâmi (üreyici) olması ve üzerinden bir yıl geçmesi şart değildir. Zekâtın verildiği yerlere sadaka-i fıtır da verilebilir.
Vâcip olmasının vakti, ramazan bayramı günü tan yerinin ağarmasıyla, bayram namazından çıkma zamanına kadardır. Vaktinden evvel verilmesi de câizdir.

MİNİ RİSALE 5 SEFERİLİK VE HÜKMÜ

Sefer Bahsi
Sefer, karada deve ile veya yaya yürüyüşle onsekiz saatlik (bugünkü ölçü ile doksan kilometrelik), denizde ise altmış millik bir mesafeye gitmektir. Bu kadar mesafesi bulunan bir yere yolculuk yapana şer'an "müsâfir" denir. Hangi vasıta ile ve ne kadar kısa zamanda giderse gitsin, niyet edip yola çıkan kimse sefer hükümlerine tâbidir.
Mİsâfir, köyün veya şehrin evleri hududunu çıkınca seferîdir. Ramazan ayı içinde bulunuyorsa oruç tutmayabilir. Tutamadığı günleri sonra kazâ eder. Bununla beraber sıhhatine zarar vermeyecekse, orucu tutması daha hayırlıdır.
Mİsâfir dört rek'atli farzları iki kılar. Akşam namazının farzını vitir namazını ve dört rek'atli bütün sünnetleri kısaltmadan, tam olarak kılar.
Bir kimse dört rek'atli farzları, Seferî iken dört kılarsa hatâ etmiş olur. Bundan dolayı istiğfar etmesi lâzım gelir. Ayrıca selâmı tehir etmiş olduğundan dolayı sehiv secdesi icâbeder. Ancak seferî iken gittiği yerlerde, mukîm imama uyarsa imamla beraber tam kılar. Şâyet kendisi imam olursa iki rek'at kılar ve selâm verir. Kendisine uyan cemaat seferî ise imamla beraber selâm verir. Eğer cemaat seferî değilse, imam selâm verdikten sonra cemaat kalkar ve namazını tamamlar. Kıyâmda, isterse Fâtiha okur, isterse okumaz. Okumadığı takdirde okuyacak kadar bekledikten sonra rükû'a gider.
Yukarıda târif ettiğimiz mİsâfir kimse, gittiği şehir veya köyde onbeş gün ikâmete (kalmaya) niyet ederse, mİsâfirlikten çıkmış olur ve namazları tam kılar. Onbeş gün ikâmete niyet etmediği halde işinin tamamlanmaması gibi bir sebeple bugün çıkarım, yarın çıkarım diyerek aylarca, hattâ senelerce kalsa yine de sefer hükümlerine tâbidir.
Mİsâfir kimse, asıl vatanına geldiğinde mİsâfirlikten çıkmış olur. Asıl vatanında ne kadar az kalsa, yine de mukim olup, tam kılar.
Mİsâfir bir kimse, seferde kazâya kalmış olan dört rek'atli farzları seferde veya memleketine döndüğünde iki rek'at olarak kazâ eder. Mukim iken kazâya bırakmış olduğu dört rek'atli namazları ise, seferde iken de dört rek'at olarak kazâ eder.
Vatan üç kısımdır:
Vatan-ı aslî, Vatan-ı ikâmet Vatan-ı süknâ
Vatan-ı aslî: İnsanın doğduğu veya evlendiği yerdir. Orada doğmamış ve evlenmemişse de yaşamaya niyet edip, ayrılmak istemediği yere de vatan-ı aslî, denir.
Vatan-ı aslî, ancak diğer bir vatan-ı aslî ile bozulur. Meselâ, insanın doğup büyüdüğü yer asıl vatanı iken, başka bir şehirden evlense ve eşinin doğup büyüdüğü yerde devamlı kalmaya niyet etse, kendi doğduğu yer asıl vatan olmaktan çıkar. Eski asıl vatanında, 15 günden daha az bir müddet için gelip kalacak olsa, 4 rek'atli farzları kısaltır ve 2 rek'at kılar. Nitekim Peygamber Efendimiz, Medine'den, doğup büyüdüğü ve evlendiği Mekke şehrine geldiğinde namazlarını kısaltarak kılmıştır.
Bir kimsenin birden fazla zevcesi olsa, bunların herbirini ayrı ayrı şehirlere yerleştirse, o şehirlerin hiçbirinde seferî olmaz. Vatan-ı aslî, Vatan-ı ikâmet ile bozulmaz.
Vatan-ı ikâmet: Mİsâfirin en az 15 gün kalmaya niyet ettiği ve asıl vatanına en az 90 kilometre mesafede bulunan yerdir. Burada, namazlar kısaltılmadan 4 rek'at kılınır. Vatan-ı ikâmet , diğer bir vatan-ı ikâmet ile ve vatan-ı asliye dönmekle bozulur. Vatan-ı ikâmet, vatan-ı süknâ ile bozulmaz.
Vatan-ı süknâ: Mİsâfirin 15 günden daha az bir mİddet için oturmaya niyet ettiği ve asıl vatanına 90 kilometre veyâ daha fazla bir mesâfede bulunan yerdir. Süknâ vatanında 4 rek'atli farz namazlar iki rek'at kılınır.

11 Mayıs 2014 Pazar

MİNİ RİSALE 4-2 SEHİV SECDESİ NAMAZ ÇEŞİTLERİ VE İLİŞKİLİ BİLGİLER

Sehiv Secdesi
Sehiv secdesi, namazda unutma veya gafletle yapılan bir noksanlık veya fazlalıktan meydana gelen hatâyı düzeltmek için yapılması vâcip olan secdedir.
Sehiv Secdesinin İcabettiği Yerler
Sehiv secdesi namaz içindeki bir vâcibin terk veyâ tehir edilmesinden, Farzın ise sâdece geciktirilmesinden dolayı lâzım gelir. Farzın terk edilmesinde ise, sehiv secdesi kâfi gelmez; namazın yeniden kılınması gerekir.
Namazın sünnetlerinden herhangi birinin terkedilmesi hâlinde ise, sehiv secdesi lâzım gelmez.
Bir kimse namazda gizli okunacak yerde aşikâr okusa, vitir namazında kunutu terk etse veya dört rek'atli bir namazda birinci oturuşu unutarak terketmiş olsa, secde-i sehiv yapar. Böylece noksanını tamamlamış, hatâsını düzeltmiş olur.
Sehiv Secdesinin Yapılışı
Sehiv secdesi icabettiği zaman, "Ettehıyyatü"yü okuduktan sonra iki tarafa selâm verilir, "Allâhü Ekber" diye tekbir getirerek arka arkaya iki secde yapılır.
İkinci secdeden sonra oturulup, "Ettehıyyatü, Allâhümme salli, Allâhümme bârik ve Rabbenâ âtinâ..." duaları okunarak selâm verilir.
Sehiv secdesi yapacak kimse imamsa, yalnız sağ tarafına selâm verip sehiv secdesi yapar.
Cuma Namazı
Cuma namazı, cuma günü öğle vakti cemaatle kılınması farz olan bir namazdır.
Cuma Namazının Şartları
Beş vakit namazın şartlarından başka cuma namazının iki şartı daha vardır:
Vücûbunun, yâni müslüman üzerine farz olmasının şartları,
Sıhhatinin, yâni cuma namazının sahih olmasının şartları.
Cuma Namazının Vücûbunun Şartı Yedidir:
Erkek olmak, (Kadın ve hünsâ olmamak.) Hür olmak, (Esir veya hapis olmamak.)
Mukim olmak, (Seferî olmamak.) Sıhhatli olmak, ( Namaza gidemeyecek kadar hasta olmamak.)
Gözleri sağlam olmak, (Âmâ olmamak.) Ayakları sağlam olmak, (Kötürüm olmamak.)
Namaza gitmeye mâni ve gitmemeyi mübah kılan bir özrü bulunmamak. (Düşman korkusu, şiddetli yağmur, çamur gibi şeyler cumaya mâni hallerdir.)
Cuma Namazının Sıhhatinin Şartı Altıdır:
Cuma namazı kılınacak yer, şehir olmak, (izin ve berât verilen köylerde de kılınabilir),
Emir veya vekilinin kıldırması, Öğle namazı vaktinde kılınması, Cemaatin huzurunda hutbe okumak,
İmamdan başka üç kişi bulunmak, Cuma kılınan yer herkese açık olmak.
Bazı Nâfile Namazlar
İnsan farz namazları noksansız edâ etmekle beraber, bunun dışında nâfile olan evvâbin, teheccüd , duhâ ve tesbih namazlarını da kılmaya gayret etmelidir. Çünkü, bunlarda sayılamayacak kadar büyük sevap ve hasene vardır. Bir hadis-i kudsîde Cenâb-ı Hak: "Kulum farzlarla benim azabımdan kurtulur, nâfilelerle de bana yaklaşır." buyuruyor
Evvâbin Namazı
Evvâbin namazında yüz hasene (ilâhî ihsan) vardır. Cenâb-ı Hakk bunun yetmişbeşini âhirette, yirmibeşini de dünyada verir. Binâenaleyh evvâbin kılmaya devam edenler mahşer sıkıntısı çekmezler. Evvâbin namazı akşam namazını müteâkip 6 rek'at olarak kılınır.
Duhâ Namazı
Duhâ namazında da yüz sevap vardır. Cenâb-ı Hakk bunun yetmişbeşini dünyada, yirmibeşini âhirette verir. Binâenaleyh duhâ namazı kılmaya devam edenler dünya sıkıntısı çekmezler. Duha namazı, güneş doğduktan 45 dakika sonra 6 rek'at olarak kılınır.
Teheccüd Namazı
Teheccüd namazının sevabı hudutsuzdur. Kılmaya devam edenlerin duâsı kabul, dereceleri yüksek olur. Resûlüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Efendimiz'in hiç terketmediği bir namazdır. Bu da 6 rek'at olarak teheccüd vaktinde kılınır.Teheccüd vakti, gece, öğlenin girdiği vakitte başlar, imsak vaktine kadar devam eder. Meselâ: gündüz öğle vakti saat 12'00'de ise gece saat 12'00 de teheccüd vakti giriyor demektir.
Bu namazların niyetleri ve nasıl kılınacağı "Mübârek Gün ve Gecelerde Yapılması Tavsiye edilen DUÂ ve İBÂDETLER" isimli eserimizde geniş olarak izah edilmiştir.
Tesbih Namazı
Tesbih namazı tevbenin, istiğfarın en büyüğü ve bütün vücudla yapılanıdır.
Hazret-i İkrime'den ve o da Hazret-i İbn-i Abbas'dan rivâyet etmişlerdir ki, Hazret-i Resûlü Ekrem (sallallâhü aleyhi ve sellem) muhterem amcaları Hazret-i Abbas'a hitaben tesbih namazı ile alakalı şöyle buyurmuşlar:
"Ey amca, sana on haslet haber vermekle ikram etmiş olayım ki, onu işlediğin vakit günahının evveli ve âhiri, yenisi ve eskisi, hatâen ve kasten yapılanı, küçüğü ve büyüğü, gizlisi ve aşikâr olanı mağfiret edilmiş olsun..... Muktedir olursan bu tesbih namazını her gün kıl. Her gün kılamazsan ayda bir kere kıl. Onu da yapamazsan senede bir, onu da yapamazsan ömründe bir kere kıl."
Cenâze Namazı
Cenâze namazı, vefat eden din kardeşlerimiz hakkında duâ olmak üzere bir farz-ı kifâyedir.
Cenâze namazının kılınması için aranan şartlar şunlardır:
Ölenin müslüman olması. Müslüman olduğu bilinmeyen, bu hususta hâli gizli olan kimsenin cenâze namazı kılınmaz. Ölenin müslüman olduğuna muteber şâhid ve delil lâzımdır .
Ölünün yıkanarak temiz kefene sarılmış olması.
Ölünün, imam ve cemaatin önünde olması.

Ölünün tamamının veya bedeninin çoğunun mevcut olması. Eğer bedeninin çoğu gitmiş veya başsız olarak
Ölünün tamamının veya bedeninin çoğunun mevcut olması. Eğer bedeninin çoğu gitmiş veya başsız olarak yarısı varsa namazı kılınmaz, yıkanmaz. Bir beze sarılarak gömülür.
Cenâze Namazının Kılınışı
Cenâze namazı dört tekbir ve kıyâmla edâ edilir. Bu namazda secde ve rükû yoktur.
İmam, ölünün göğsü hizasında durur. Cemâat da arkasında saf tutar. Cemâata ölünün erkek veya kadın olduğu duyurulur, ona göre niyet edilir. Yâni "Allâh için namaza, meyyit için duâya, er kişi (veya hâtun kişi) niyetine uydum hâzır olan imâma" diye kalben niyet edip imamın arkasından tekbir alınır. İlk tekbiri alırken eller kulak hizâsına kadar kaldırılıp göbek altında bağlanır, Sübhâneke, "ve celle senâüke" ile okunur.
Bundan sonra eller kaldırılmadan ikinci bir tekbir alınır. Bu tekbirleri imam âşikâr, cemâat ise gizli alır. "Allâhümme salli ve Allâhümme bârik..." okunur. Bundan sonra üçüncü tekbir alınır ve cenâze duâsı okunur.
Cenâze duâsını bilmeyenler burada "Allâhümme innâ nesteıynüke..." yi yâni kunut duâsını veya duâ niyeti ile Fâtiha-i şerîfeyi okurlar. Daha sonra dördüncü tekbir alınır, eller yan tarafa bırakılıp selâm verilir.
Üçüncü tekbirden sonra okunacak cenâze duâsı:
"Allâhümmağfir lihayyinâ ve meyyitinâ ve şâhidinâ ve gâibinâ ve kebîrinâ ve sağîrinâ ve zekerinâ ve ünsânâ. Allâhümme men ahyeytehû minnâ feahyihî alel islâmi ve men teveffeytehû minnâ feteveffehû alel îmâni ve hussa hâzelmeyyite (*) birravhi verrâhati verrahmeti velmağfireti verrıdvân. Allâhümme in kâne muhsinen (**) fezid fî ihsânihî ve in kâne müsîen fetecâvez anhü ve lakkıhil' emne velbüşrâ velkerâmete vezzülfâ birahmetike yâ erhamerrâhimîn." (***)
(*) Kadın ise "hâzihil meyyite" denir.
(**) Kadın ise "in kânet muhsineten fezid fî ihsânihâ ve in kânet müsîeten fetecâvez anhâ ve lakkıhel'emne" denir.
(***) Mânâsı: Allâh'ım! Bizim dirilerimizi, ölülerimizi, hâzır ve gâib olanlarımızı, büyüklerimizi ve küçüklerimizi, erkeklerimizi ve kadınlarımızı afv ü mağfiret buyur. Yâ Rabb! Bizden yaşattıklarını İslâm üzere yaşat. Bizden öldürdüklerini iman üzere öldür. Bilhassa bu ölüyü kolaylığa, rahatlığa, mağfirete, rızâna erdir. Yâ Rabb! Eğer bu ölü, muhsin ise ihsanını artır; ve eğer yaramaz bulunmuş ise affet. Kendisine emniyet, beşâret, kerâmet ve kurbaniyet nasib buyur, rahmetinle, ey erhamerrâhimîn."
Cenâze erkek çocuk ise, yukarıdaki duâ "alel îmâni" den itibaren şöyle okunur: "Allâhümmec'alhü lenâ feratan vec'alhü lenâ ecran ve zuhrâ. Allâhüm-mec'alhü lenâ şâfian ve müşeffean."
Cenâze kız çocuk ise, yukarıdaki cenâze duâsı "alel îmâni" den itibâren şöyle okunur: "Allâhümmec'alhâ lenâ feratan vec'alhâ lenâ ecran ve zuhrâ. Allâhümmec'alhâ lenâ şâfiaten ve müşeffeaten."
Mühim Hatırlatma
Bir çok kimseler, cenâze namazının dördüncü tekbirinde, ya hiç ellerini bırakmadan selâm vermekte veya sağ tarafa selâm verince sağ elini, sol tarafa selâm verince de sol elini yana bırakmaktadır.
Bu hareketlerin her ikisi de yanlıştır. Doğrusu, dördüncü tekbiri aldıktan sonra her iki eli yana bırakıp selâm vermektir. Çünkü kendisinde sünnet olan bir zikrin bulunduğu kıyamlarda eller bağlanır. Sünnet olan bir zikrin kalmadığı kıyamlarda ise, eller bağlanmaz, yana salınır. (Dürer, 1/ 53)
Cenâze namazı içinde imam açıktan "Allâhü Ekber" diye tekbir aldıkça bazı kimseler kafalarını kaldırmaktadırlar. Bu da yanlış ve tehlikeli bir harekettir. Doğrusu, ne kafa ile ve ne de başka bir azâ ile namaz müddetince hiçbir harekette bulunmamaktır.
Cenâze namazı kılınıcak yer veya ayakkabı temiz değilse, ayakkabıyı çıkarıp üzerine basmalıdır.
Kabir Suâli
İnsan öldükten sonra kabre konulunca ona iki melek gelip; rabbinden, dininden, peygamberinden, kitabından, suâl sorarlar. Îman, itaât ve iyi amel sahiplerine Cenâb-ı Hakk orada meleklerin suâline cevap verecek bir kudret verir. Böylece meleklerin suâllerini cevaplandırmaya muktedir olurlar. Fakat kâfirler ve isyan ehli, Münker ve Nekir adlı suâl meleklerini görünce, heybetlerinden korkarak tutulup kalırlar, cevap veremezler.
Melekler, suâllerine cevap verebilen mü'minleri cennetle müjdeler ve o andan itibaren bu mü'mine ilâhi ihsan ve mükâfatlar başlar.
Cevap veremeyen kâfirlere ve günahkârlara ise: "Vah, yazıklar olsun sana" derler. Ve o kimsenin vücûduna cehennemden derhal mânevi bir hat bağlanır. Artık kabrinde sıkıntı içinde âzâb çekmeye başlar.
Kabirde Suâl ve Cevapları
Rabbin kimdir?
Rabbim, Allâhü Teâlâ.
Dinin nedir?
Dinim, Din-i İslâm.
Peygamberin kimdir?
Peygamberim, Muhammed aleyhisselâm.
Kitabın nedir?
Kur'an-ı Azimüşşândır.
Kıblen neresidir?
Kıblem, Kâbe-i Muazzama.
Kimin zürriyyetindensin?
Hz. Âdem aleyhisselâmın zürriyetindenim.
Hangi millettensin?
Milletim, Millet-i İbrahim aleyhisselâm,
Mü'minim Hakkâ, Müslümanım Elhamdülillah.

MİNİ RİSALE 4-1 NAMAZ

Kerâhet Vakitleri
Üç vakit vardır ki bu vakitlerde namaz kılınmaz. Güneş doğduktan sonraki 32 dakika içinde,
Güneş tam zevâl vaktinde iken, yani öğle nama-zından evvelki 15-20 dakika içinde,
Güneş batarken, yani akşam namazından evvelki 45 dakika içinde. Bu vakitte ancak o günün ikindi namazının farzı kılınabilir.
Bu üç vakitte; kazaya kalmış farz namazlar, vâcip namazlar, kerâhet vaktinden önce hazırlanmış cenazenin namazı kılınmaz. Yine önceden okunmuş bir secde âyetinden dolayı tilâvet secdesi de yapılmaz. Aksi takdirde iâdeleri lâzımdır. Bu üç vakitte nâfile namaz da kılınmaz, fakat kılındığı takdirde iâdesi gerekmez. Kerâhet vakitlerinde Kur'ân okuyup, zikir yapmak ise câizdir.
Sabah namazı vakti girdikten sonra, (sabah namazının sünneti hariç) güneş doğana kadar, ikindi namazı kılındıktan sonra güneş batana kadar nâfile namaz kılmak mekruhtur.
Kerâhet Vakitleri
Üç vakit vardır ki bu vakitlerde namaz kılınmaz..
Güneş doğduktan sonraki 32 dakika içinde,
Güneş tam zevâl vaktinde iken, yani öğle nama-zından evvelki 15-20 dakika içinde,
Güneş batarken, yani akşam namazından evvelki 45 dakika içinde. Bu vakitte ancak o günün ikindi namazının farzı kılınabilir.
Bu üç vakitte; kazaya kalmış farz namazlar, vâcip namazlar, kerâhet vaktinden önce hazırlanmış cenazenin namazı kılınmaz. Yine önceden okunmuş bir secde âyetinden dolayı tilâvet secdesi de yapılmaz. Aksi takdirde iâdeleri lâzımdır. Bu üç vakitte nâfile namaz da kılınmaz, fakat kılındığı takdirde iâdesi gerekmez. Kerâhet vakitlerinde Kur'ân okuyup, zikir yapmak ise câizdir.
Sabah namazı vakti girdikten sonra, (sabah namazının sünneti hariç) güneş doğana kadar, ikindi namazı kılındıktan sonra güneş batana kadar nâfile namaz kılmak mekruhtur.
Niyet
Namazın şartlarından altıncısı niyet, yâni Allâh rızâsı için namaz kılmayı dilemek ve hangi namazı kılacağını bilmektir.
Niyet kalb ile yapılır. Dil ile söylendiği halde kalbden niyet edilmezse namaza niyet edilmiş olmaz. İmâm-ı Rabbânî Hazretlerinin, Mektubât-ı Şerîf, birinci cild, 186'ncı mektupta buyurduklarına göre: Dil ile niyyet câiz olunca, çok kimse yalnız dil ile niyet ederek, kalb ile niyeti terk ediyor. Böylece namazın farzlarından biri olan kalb ile niyet yok oluyor. Namaz kabul olmuyor. O halde, niyeti dil ile değil, kalb ile yapmalıdır. Farz namazlarda, bayram ve vitir namazlarında niyeti belirtmek lâzımdır. Meselâ; "Bugünkü sabah namazına veya cuma namazına veya vitir namazına veya bayram namazına" diye niyet edilir.
Nâfile namazlarda sadece "Namaz kılmaya" niyet etmek kâfi gelir.
Namazın Rükünleri
İftitah Tekbiri, Kıyam, Kırâat, Rükû, Sücud, Ka'de-i ahîre.
Kıyam
Namazın rükünlerinden ikincisi kıyam yâni ayakta durmaktır. Kıyam, farz ve vâcip namazlarda şarttır. Ayakta durmaya imkânı olanın oturarak kılması câiz değildir. Sabah namazının sünneti dışında, sünnet ve müstehap namazlar, bir özür bulunmasa da oturarak kılınabilir. Fakat, efdâl olan ayakta kılmaktır.
Kırâat
Namazın rükünlerinden üçüncüsü kırâattır. Bu da namaz kılanın kendisi işitecek derecede Kur'ân-ı Kerîm âyetlerinden bir mikdar okumasıdır.
Kırâat, vitir ile nâfilelerin ve iki rek'atli farzların her rek'atinde, dört rek'atli farzların ise ilk iki rek'âtinde farzdır. Son iki rek'âtinde okumak ise sünnettir.Farz olan kırâat miktarı, üç kısa âyet veya bu miktarda uzun bir âyettir.
Namazın Vâcibleri
Namaza "Allâhü ekber" lafzı ile başlamak,
Fâtiha-i şerîfe okumak,
Fâtiha'dan sonra bir sûre veya kısa bir sûreye muâdil olacak kadar âyet okumak,
Kırâeti evvelki iki rek'ata tahsis etmek,
İki secdeyi birbiri ardınca yapmak,
Tâdil-i erkâna riâyet etmek. Yâni rükû ve secdeden doğrulunca ve diğer rükünler arasında mafsallar mutmain (her âzâ kendi mahallinde müstekar) oluncaya kadar beklemek,
Ka'delerde et-Tehıyyâtü okumak,
Namazın sonunda selâm vermek,
Öğle ve ikindi namazlarının farzlarında Fâtiha ve sûreleri gizli (sessiz) okumak,
Sabah, akşam ve yatsı farzlarıyla cuma ve bayram namazlarında imam olan kimse, Fâtiha ve sûreleri cehrî (sesli) okumak,
Üç veya dört rek'atli namazlarda ikinci re'katten sonra oturmak,
Fâtiha'yı, zamm-ı sûre veya âyetten evvel okumak,
Namazda sehven terk edilen vâciplerden dolayı sehiv secdesi etmek,
Vitir namazında kunut okumak,
Secdeye alın ile birlikte burnunu da yere koymak.
Namazın Sünnetleri
Ezan okumak,
Namaza başlarken, ilk tekbirde erkeklerin ellerini kulakları hizâsına kadar kaldırması,
Tekbirden hemen sonra el bağlamak. (Kadınlar; göğsü üzerinde sağ eli sol eli üzerine koyar. Erkekler ise, sağ ellerinin baş ve serçe parmakları ile sol bileğine halka yaparak göbek altına bağlar.)
Sübhâneke okumak,
Eûzü ve besmele okumak,
Her rek'atta Fâtiha'dan önce besmele okumak,
Fâtiha'dan sonra "Âmîn" demek,
Rükû'a ve secdeye iner ve kalkarken tekbir almak,
Rükû'da üç kere tesbih okumak,
Erkekler, rükû'da ellerinin parmaklarını açık olarak dizleri üstüne koyup başları ile sırtlarını bir hizada tutmak. (Kadınlar başları ile sırtlarını düz yapmazlar) Kadınlar, parmaklarını birbirinden ayırmaksızın ellerini dizlerinin üzerine koymak,
İmam, rükû'dan kalkarken "Semiallâhü limen hamideh" demek,
Cemâat, rükû'dan kalkarken "Rabbenâ leke'l-hamd" demek,
Yalnız kılanın her ikisini de söylemesi, Secdede üç kere tesbih okumak,
Secdede elin parmaklarını kapalı tutmak,
Erkek, secdede karnını oyluklarından uzak tutup kollarını yerden kaldırmak,
Kadın ise, secdede karnını oyluklarına yapıştırıp kollarını yanına temas ettirmek.
Tahiyyâtta ve ka'dede ellerini oyluklarının üzerine koyup, parmaklarını kendi haline bırakmak.
Tahiyyâtta erkek sol ayağı üzerine oturup sağ ayağını dikmek,
Kadın ise iki ayağını sağ yana yatırarak sol oyluğu üzerine oturmak,
Selâma sağdan başlamak, Son ka'dede Peygamber Efendimiz'e salevât okumak.
Namazın Mekruhları
Namazın içinde sağa sola bakmak,
Elbise veya vücut ile oynamak, (Vücuda yapışan elbiseyi küçük bir hareketle silkelemekte bir beis yoktur.)
Özürsüz, parmağını çıtlatmak, Secde yerindeki taşları temizlemek, Elini böğrüne koymak,
Bir yerini bir veya iki defa kaşımak, (Namazda burun akıntısını silmek yere akıtmaktan evlâdır.)
Özürsüz bağdaş kurmak, İnsan yüzüne karşı kılmak,
Kor halindeki ateşe karşı namaza durmak, Bir kimsenin önünde, başı üzerinde, sağında, solunda arkasında veya elbisesinde bakan kimsenin kolayca görebileceği kadar belirgin resim varken namaz kılmak,
Gerinmek,
Esnemek,
Tehıyyatta ayak parmaklarını dikip, ökçelerin üzerine oturmak,
Kaynaklarını yere koyup dizlerini göğse çekerek veya elleri yere koyarak oturmak,
Yenisi ve güzeli varken eski ve kötü elbise ile kılmak. (Müstehap olan her zaman âdet olanı giymektir. Gecelikler, giyilmesi âdet olan elbiselerden olduğu için onunla namaz kılmakta kerâhet yoktur. N. İslâm.)
Başı açık kılmak, (Alçak gönüllülük maksadıyla olursa mekruh olmaz.)
Secdede veya secde dışında elinin veya ayağının parmaklarını kıbleden çevirmek,
Cemâatle namaza duracağında önünde yer varken safa girmeyip arkada durmak,
Kabre karşı namaz kılmak, Necâsete karşı perdesiz namaz kılmak,
Kadınla, perdesiz bir hizada durup ayrı ayrı namaz kılmak,
Tuvalete gitme ihtiyacı varken sıkışık olarak namaz kılmak,
Secdeden kalkarken dizlerini ellerinden evvel kaldırmak, Secdede bir ayağını kaldırmak,
İmamdan evvel rükû'a gitmek, İmamdan evvel rükû'dan kalkmak, İmamdan evvel secdeye gitmek,
İmamdan evvel secdeden kalkmak,
Secdeye giderken özürsüz olarak ellerini dizlerinden evvel yere koymak,
Özürsüz, yere veya duvara dayanarak kalkmak, Namazda alnından toprak silmek,
Bir önceki rek'atte okuduğu zammı sûre ile, bir sonraki rek'atte okuduğu zammı sûre arasında sadece bir sûre bırakmak,
İkinci rek'atta evvelki rek'atta okuduğunun yukarısından sûre veya âyet okumak,
Farz namazlarda bir sûreyi bir rek'atta iki defa okumak, veya bir sûreyi her iki rek'atte okumak.
Farzın ikinci rek'atinde, birinci rek'atte okuduğundan üç âyet fazla okumak,
İmama uyanın imamla birlikte Kur'an okuması, Özürsüz, alnındaki sarığın üzerine secde etmek,
Kıyamda iken özürsüz olarak duvara dayanmak,
Kıyamda sağa veya sola eğik vaziyette durmak, Özürsüz, tek ayak üstünde durmak,
Namaz içinde âyet ve tesbihleri parmakla saymak,
Cemaatle namaz kılınırken yalnız namaz kılmak, İmamın mihraptan başka yere durması,
İmamın bir zirâ (50 cm.) alçak yerde durup, cemâatin imamdan yüksekte durması,
İmamın bir zirâ (50 cm.)den yüksek yere durması; (Eğer imamın yanında bir kişi bulunursa mekruh olmaz.)
"Besmele" ve "âmin"i açıktan okumak, Kırâatı rükû'a inerken tamamlamak,
Tekbirleri yerlerinde almamak, her zikir ve kırâati (okumayı) yerinde yapmamak,
Rükû ve secde tesbihlerini başını kaldırdıktan sonra söylemek,
Omuzu açık ve kolları sıvalı olarak namaz kılmak,
Önünde bir canlının geçmesi ihtimâli olan yerde önüne sütre (herhangi bir cisim) dikmeyi terk etmek,
Bir şeyi koklamak,
İşitilmeyecek derecede üflemek, (işitilecek derecede üflenirse namaz bozulur.)
Başa mendil ve benzeri bir şeyi sarıp tepesini açık bırakmak, Ağzını ve burnunu örterek namaz kılmak,
Namazı Bozan Şeyler
Konuşmak ve kendi işiteceği kadar gülmek. (Eğer yanındaki işitecek kadar gülerse hem namazı ve hem de abdesti bozulur.)
"Ah!" diye inlemek,
Ağlamak, (Eğer ağlamak Allâh korkusundan olursa namaza zarar vermez),
İsteği ile ve özürsüz öksürüp boğazını ayıklamak,
Sakız çiğnemek, Bir rükünde üç kere kıl koparmak,
Bir rükünde, herhangi bir yerini elini kaldırmak sûretiyle üç kere kaşımak, Bir rek'atta iki saf miktarı yürümek,
Saç veya sakalını taramak,
Aralarında bir adam sığacak kadar açık yer bulunmaksızın bir kadınla beraber durarak, aynı imamla, aynı namazı bir hizada kılmak,
Özürsüz, yüzünü ve göğsünü kıbleden çevirmek, Namaz içinde imamından başkasının yanlışını söylemek,
Kur'ân'ı mânâ bozulacak kadar yanlış okumak,
Kasten selâm verip selam almak, (Namazın sonu zannederek selâm verse namaz bozulmaz. Secdei sehiv lâzım gelir.)
Avret mahallinin dörtte birinin üç tesbih okuyacak kadar açık bulunması, (Avret mahallini isteği ile açarsa o anda namazı bozulur.)
Secdede iken iki ayağı ile tepinmek, (Bir ayakla üç defa tepinirse namazı yine bozulur.)
Secdede iki ayağını birden yerden kaldırmak.

MİNİ RİSALE 4 NAMAZ ABDEST TEYEMMUM GUSUL MESH MEVZULARI ÖZET

Namaz
Cenâb-ı Hakk'a ve Peygamber Efendimiz'e imandan sonra İslâmın şartlarının en büyüğü ve en mühimmi namazdır. Namaz îmânın alâmetidir. Bütün ilâhî dinlerde namaz ibâdeti vardır.
Namazın farzları onikidir. Namazın dışındaki farzlarına şart, içindeki farzlarına ise rükün denir.
Namazın Şartları ve Rükünleri
Namazın Şartları
1. Hadesten tahâret, 2. Necâsetten tahâret, 3. Setr-i avret, 4. İstikbâli-i Kıble, 5. Vakit, 6. Niyet.
Namazın Rükünleri
1. İftitah tekbiri, 2. Kıyam, 3. Kıraat, 4. Rukû, 5. Secde, 6. Kaade-i Ahîre.
Abdest
Abdest, belli organları usûlüne göre yıkamaktan ve meshetmekten ibâret dinî bir temizliktir. Pek çok ibâdet abdestsiz yapılamaz. Meselâ: Abdestsiz bir kimse namaz kılamaz, Kâbe'yi tavaf edemez, Kur'ân-ı Kerîme el sûremez. Abdestsiz olduğunu bildiği halde namaz kılan dinden çıkar.
Abdestin Farzları
Abdestin farzları dörttür:
Yüzünü yıkamak, Kollarını (dirsekleriyle beraber) yıkamak,
Başının dörtte birini meshetmek, yâni elini su ile ıslatarak başına sürmek,
Ayaklarını (topuklarıyla beraber) yıkamak.
Abdestin Sünnetleri
Niyet etmek,
Eûzü ve Besmele ile başlamak,
Evvela ellerini bileklerine kadar yıkamak,
Misvak kullanmak,
Bir âzâ kurumadan diğerini yıkamak,
Ağzına ve burnuna üç kere su vermek,
Kulağını meshetmek,
Parmaklarını hilâllemek; yâni bir elin parmaklarını diğer elin parmakları arasına geçirip çekmek,
Âzâları üçer kere yıkamak,
Başını kaplama meshetmek,
Abdesti tertip üzere almak; yâni abdest âzâlarını sırasıyla yıkamak,
El ve ayaklarını yıkamakta parmak uçlarından başlamak.
Abdest alırken okunacak birçok duâ olmakla beraber evlâ olan bütün âzâlarını yıkarken besmele çekip şehâdet getirmektir.
Abdestin Mekruhları
Sağ el ile sümkürmek,
Abdest âzâlarından birini üç defadan fazla veya eksik yıkamak,
Suyu yüzüne çarpmak,
Güneşte ısınmış su ile abdest almak.
Suyu çok az kullanmak veya israf etmek,
Abdest alırken konuşmak,
Sünnetlerini terk etmek,
Abdesti Bozan Şeyler
Önden ve arkadan çıkan idrar, kan, meni, gaita gibi necasetler
Vücuttan kan, irin ve sarı su akmak,
Ağız dolusu kusmak,
Delirmek,
Sarhoş olmak,
Bayılmak,
Arkadan yel çıkmak,
Yan yatarak veya iki ayağını yana çıkarıp oturağı boşta kalacak şekilde veya bağdaş kurarak oturup uyumak. (Oturağı yere tamamen yerleştirmek suretiyle uyumak abdesti bozmaz)
Namaz içinde başkası işitecek derecede gülmek,
Dişlerin arasından çıkan kan, tükürükle müsâvi veya tükürükten fazla olmak.
Kan tükürükten az olduğu zaman, abdesti bozmadığı gibi, traş olmak, tırnak kesmek de abdesti bozmaz.
Gusül
Gusül, cünüplük, hayız ve nifastan çıkmak için ağzın ve burnun içini bütün vücutla birlikte yıkamaktır.
Gusül, cinsi münâsebet, ihtilâm sebebiyle, hayız ve nifasın bitmesiyle icap eder.
İhtilâm, uyku halinde meninin tenasül uzvundan şehvetle dışarı çıkmasıdır.
Guslün Farzları
Guslün farzları üçtür:
Ağıza su vermek, Burna su vermek, Bütün bedeni yıkamak,
Guslün Sünnetleri
Niyet etmek Besmele çekmek, Önce avret mahallini yıkamak,
Önce başına, sonra sağ, daha sonra sol omuzuna üçer defa su dökmek ve her defasında vücudu ovmak,
Avret mahallini örtülü tutmak.
Gusül Abdesti Nasıl Alınır
Sünnet üzere gusül abdesti şöyle alınır:
Gusle niyet edilir. Eller yıkanır. Temiz olsalar dahi ön ve arka avret yerleri yıkanır.
Besmele çekilip tam bir namaz abdesti alınır. Yalnız, ayakları altında su toplanıyorsa ayaklar en sonunda yıkanır.
Bu abdesti alırken ağız ve burna su bolca çekilir. Çünkü bu yıkama ile, gusüldeki farz olan ağız ve burna su vermek de yerine gelmiş olur.
Başa üç defa su dökülür. Ve her döküşte ovulur. Bu esnada, sakal, bıyık ve saç altına suyu ulaştırmak lâzımdır.
Sağ omuza üç defa su dökülür ve her döküşte vücut ovulur.
Sol omuza üç defa su dökülür ve her döküşte vücut ovulur. Vücut, göbek çukuru dâhil hiç kuru yer kalmayacak şekilde ovularak yıkanır.
Gusül Abdesti ve Kaplama Diş Mes'elesi
Bazı kimselerin, kaplama veya dolgu dişi olanların gusüllerinin câiz olmadığını ve böylelerinin cünüplükten kurtulamayacaklarını söylediklerine şâhit oluyoruz.
Hanefî mezhebine göre, gusülde ağız ve burun, bedenin dış kısmı kabul edildiğinden yıkanması farzdır. Şâfiî mezhebine göre ise sünnettir.
Gusledecek kimsenin ağzındaki dişler kaplatılmış veya doldurtulmuşsa kaplanan ve doldurulan dişin, kaplama ve dolgunun dışının yıkanmasıyla gusül tamam olur. Ancak dişler sâbit değil de çıkarılabilecek şekilde ise, çıkarılması icap eder.
Bu husus; yara ve sargı üzerine meshin câiz olduğu gibidir. Yaranın üzerindeki sargıyı söküp, altını yıkamak mecburiyeti olmadığı gibi, diş için de hüküm aynıdır.
Kezâ abdestte yüzü yıkamak farz olduğu halde, sakalı sık olan kimsenin sâdece sakalının üzerini yıkamasının kâfi geldiği ve sakalının diplerini yıkamak mecburiyeti olmadığı gibi, kaplanmış dişi söküp veya söktürüp altını yıkamak icap etmez. Kaldı ki, dişte zarûret de vardır.
Diş Doldurtma Mes'elesi
Dişinin birazı çürümüş veya kırılmış olan kimsenin dişini doldurtması veya kaplatması câizdir. Ancak, zarûretsiz, süs olsun diye keyfî şekilde yapmak câiz değildir.
Hanefî mezhebi müctehidlerinden İmam Muhammed Rahimehullah'a göre sallanan dişleri altın tel ile bağlatmak, düşen ve çıkarılan diş yerine altın diş takmak câizdir. İmâm-ı Âzam Ebû Hanife'ye göre ise altın ile kaplatmak câiz değil, gümüş ile caizdir. İmam Ebû Yusuf da (bir rivâyette) İmam Muhammed gibi buyurmuştur. Altın ile kaplamada İmam Muhammed'in ictihadiyle amel edilebilir. Âlimler imameyn'in (İmam Ebû Yusuf ile İmam Muhammed'in) ictihadı üzerine fetvâ vermişlerdir.
Ayrıca Osmanlı ulemasından, Şeyhulislam Uryanizâde, diş doldurmak için ve Şeyhulislam Mûsâ Kâzım Efendi de, altın diş takmak için fetva vermişlerdir.
İslâm dininde, kolaylık yapacağız diye, şerîatin cevâz vermediği bir hususa, elbette caizdir denilemez. Fakat caiz olan bir mesele için de, câiz değildir denilerek zorluk çıkarılamaz.
Teyemmüm
Teyemmüm, Abdest almak veya gusletmek için suyun bulunmaması veya kullanılamaması hâlinde, hangi maksatla teyemmüm edeceğine niyet edip ellerini toprak cinsinden bir şeye iki defa vurarak, birincide yüzünü, ikincide dirseklerine kadar ellerini meshetmektir.
Teyemmümün Farzları
Teyemmümün farzı ikidir: Niyet, İki darp (vurmak) ve mesh.
Teyemmüm Nasıl Yapılır
Bir müslüman gusletmek, yahut abdest almak için su bulamazsa veya bulduğu suyu kullanmasına hastalığının şiddetlenmesi, düşman tehlikesi vesâire gibi ciddî bir mâni mevcutsa, niyet ederek toprak cinsinden bir şeyle teyemmüm eder.
Şöyle ki; Niyet edip Eûzü -Besmele çekerek bir defa ellerini toprak veya toprak cinsinden bir şeye vurup ileri-geri sürter. Onunla yüzünü mesheder. İkinci defa ellerini aynı şekilde vurup, ileri - geri sürter. Evvelâ sağ, sonra sol kolunu mesheder.
Teyemmüm alırken parmaktaki yüzüğün çıkartılması yüzüğün yerinin de meshedilmesi ve parmak aralarının hilâllenmesi zarûrîdir.
Mestler Üzerine Mesh
Erkek ve kadın müslümanlar için, mestler üzerine meshetmek câizdir.
Bunun için şu şartlar gereklidir:
Mestler, abdestli iken giyilmiş olmalıdır.
Mestler topuklarla birlikte ayakları örtmeli ve en az 12 bin adım yürünebilecek vasıfta olmalıdır.
Mestlerin hiç birinde, (ayak parmağının en küçüğü ile) üç parmak miktarı delik ve yırtık bulunmamalıdır.
İçine kolayca su almayacak şekilde ve bağlamak-sızın ayakta duracak kadar kalın olmalıdır.
Mest giyilecek ayağın ön kısmından, en az üç el parmağı genişliğinde bir yer bulunmalıdır. (Bir ayağı kesilmiş ve sadece topuğu kalmış bir kimse, diğer ayağına da meshedemez).
Meshin Miktarı
Meshin farzı, mestin ön kısmından üç serçe parmağı kadar bir yeri ıslatmaktır. Sünnet üzere yapılan mesh ise, ıslatılan el parmaklarını açarak, ayağın ucundan itibaren mestin koncuna doğru çekmektir.
Meshi Bozan Şeyler
Mestin ayaktan çıkması,
Mestler ayakta iken, ayaklardan birinin ekserisinin ıslanması,
Mesh müddetinin dolması. (Mest giyen kimse seferî değilse, mestini giydiği andaki abdestinin bozulmasından itibaren 24 saat, seferî ise 72 saat mesheder.)
Ayrıca, abdesti bozan her şey meshi de bozar. Bu sebeple, mestin müddeti henüz bitmemişse yeniden alınacak abdestte mestlere yeniden mesh yapılır.
Sargı ve Yara Üzerine Mesh
Bir uzvun çıkması, kırılması veya yaralanması halinde üzerine sargı yahut alçı sarılsa, o uzvu yıkamak mahzurlu ise sargının çoğu üzerine meshedilir. Eğer mesh de zarar verecek olursa, mesh de yapılmaz.
Sargının mest gibi bir zamanı yoktur. Özür devam ettikçe meshedilmeye devam edilir. Abdestli olarak sarılması şart değildir. Meshedildikten sonra sargı açılsa veya düşse, yahut mevcut sargı üzerine ikinci bir sargı bağlansa, meshi yenilemek icap etmez.
Necâsetten Tahâret
Namazın şartlarından ikincisi necâsetten tahârettir. Yani namaz kılacağı yerde, bedeninde veya elbisesinde namazın kılınmasına mâni olacak pislik varsa temizlemektir.
İnsanın ön ve arkadan çıkan pisliği, eti yenmeyen hayvanların sidiği, dışkısı ve salyası, tavuk, kaz ve ördeğin dışkısı, kan, irin, meni, mezi, vedi, ağız dolusu gelen kusuntu, şarap ve diğer haram içkiler.
İstinca, İstinka, İstibra
İstinca, bir kimsenin def-i hâcetten sonra pisliğin çıktığı yeri temizlemesidir.
İstinka, istincada mubâlağa yapmaktır ki, bu da önce münasip kuru bir şeyle silmek, sonra su ile yıkamak sonra da kurulamakla olur.

İstibra, erkeklerin idrar yaptıktan sonra erkeklik uzvundaki akıntıyı tamamen kesip gidermeleridir. Bunun da en güzel şekli sıvazlamadan sonra, öksürmek, bir miktar yürümek, bir yana eğilmek sûretiyle olur.